liste
liste1

İslamda Hoşgörü ve Müsamaha Hakkında Bilgiler

Ekleyen: ilketkinlik | Okunma Sayısı: 1125

Dört kişiye bir cisim gösterilse her biri bu cismin ayrı ayrı renklerde olduğunu söylse; mesela buna birisi beyaz diğeri siyah dese... Üçüncü şahıs bunun rengi yeşildir derken diğeri de bu sarıdır dese... Siz bunların hepsine birden "Doğru söylüyorsunuz" diyebilir misiniz? Yine bunun gibi bir adam "Şu iş iyi bir iştir; bunu yapın!" derken bir başkası aynı işin kötü olduğunu söyleyerek "Bundan sakının!" dese bu ik kimsenin birden görüşlerinin doğru ve hükümlerinin isabetli olduğunu düşünmek mümkün mü?Böyle olunca birbirine ters birbirini tutmayan böylesi çelişkili söz ve hükümlerin hepsine birden doğrudur diyen bir kimse ya herkesi memnun etmek istemektedir; yahut dabu adam düşünmeden ve meseleleri ciddiyetle değerlendirmeden görüş beyan eden birisi olup onun durumu bu iki şıktan birinden hali değildir. Her iki durum da akla ve açık gerçeklere zıt düşer. Hangi sebeple olursa olsun akıldan ve doğruluktan yana olan bir kimseye herbiri bir türlü söyleyen ve birbirleriye açık çelişkiler içinde bulunan birkaç kişiyi birden tasdik etmek yakışmaz.

 

Zannediliyor ki herbiri değişik görüşler ileri süren ve biribirleriyle çelişki içinde bulunan kimselerin hepsini birden tasdik etmek bir müsamaha eseridir! Halbuki gerçekte bu hal bir müsamaha değil aksine çok çirkin bir münafıklık ve ikiyüzlülük örneğidir. Çünkü müsamahanın manası başkalarının bizce batıl olan inanç ve amellerine tahammül gösterip hissiyatlarını rencide edecek şekilde onları tenkit etmememiz inanç ve ibadetlerinden ötürü olara baskı yapmamamızdır. Bu ölçüler içinde insanlara inanç ve ibadet hürriyeti vermek sadece güzel bir iş değil herşeyden önce bu inanç ve yaşayışları değişik muhtelif cemaatler arası iyi ilişkilerin ve barış havasının devamı için şarttır. Fakat hudutları ve çerçevesi belli bir akideye iman ettikten sonra sırf gönüllerini hoşnut etmek için inancımıza yüzde yüz zıt ideoloji sahibi insanlara siz de haklısınız" dememiz veyahut da belli bir hayat tarzını kabul ettikten sonra bizim yaşayışımıza uymayan yollara insanları davet eden kimseleri tasdik etmemiz hiçbir şekilde müsamaha ile yorumlanması mümkün olmayan bir nifak alametidir. Tabii ki her hangi bir maslahattan dolayı susmakla bile bile yalan söylemek farklı şeylerdir.

 

İslamın kabul ettiği ve istediği hakiki müsamahayı şu ayetler beyan etmektedir:

"Allah'tan başkasına tapanlara sövmeyin ki onlar da aşırı giderek ve cahilik ederek Allah'a sövmesinler."

 

(En'am: 6/108)
"Mü'minler batıl ve yalan irtikap edilen yerlerde bulunmazlar... Faydasız birşeye rastladıkları zaman vakarla geçer giderler." (Furkan: 25/72)
"De ki:Ey kafirler!Ben sizin taptıklarınıza tapmam. benim tapdığıma da sizler tapmazsınız. Sizin taptıklarınıza ileride de tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapmayacaksınız. Sizin dininiz size benim dinim banadır." (Kafirun: 106/1-6)
"Dinde zorlama yoktur." (Bakara: 2/256)
"O Mü'minler kötülüğü iyilikle savarlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan sarfederler. Boş söz işittiklerinde onan yüz çevirerek:

Bizim işlediğimiz bize sizin işlediğiniz de sizedir. Size selam olsun! Biz cahillerle ilgilenmeyiz" derler."

 

(Kasas: 28/54-55) "Sen davetini yap ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heveslerine uyma ve de ki onlara:

Allah'ın indirdiği kitaba inandım. Aranızda hükmetmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimizdir sizin de. Bizim işlediklerimiz bize sizin işledikleriniz de sizedir Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş O'nadır." (Şura: 42/15)


"Rabbinin yoluna hikmetle güzel öğütle çağır. Onlarla tartışırken en güzel yolu seç." (Nahl: 16/125)


Evet aklı başında doğruluğu seven ve hakperest bir insanın kabul ve tatbik edebileceği müsamaha budur. Bu kimse doğruluğuna inandığı akidesine sadakat ve ihlasla ve dört elle sarılarak inandığı davasına insanları cesaretle ve gözünü kırpmadan davet eder. Yalnız hiç kimseyi acıtmadan gönül kırmadan sataşmadan başkalarının inançlarına saldırmadan ve kimsenin ibadet ve ayinine engel olmadan bu işi yapacak ve kendi dininin doğruluğuna ikna etmeden önce hiç kimseyi bu dini kabule zorlamıyacaktır. Lakin hakk'ın hak olduğunu söylememek batıl'a da batıl olduğunu bildiği halde "Haktır" demek hiçbir şekilde dürüst ve cesur insanın yapacağı bir iş değildir. Bu çok çirkin bir dalkavukluktur. Hele hele insanların hoşnutluğunu kazanmak için yapılacak olursa... Bu tür davranışlar sadece ahlaki bir düşüklük olduğundan dolayı kötü değildir iyi düşünülürse bu kabil işlerin hayatta sağlayacağı hiçbir yarar yoktur. Çünkü insan başkalarını razı ederek hedefine ulaşamaz. Bunu Rasulullah'a hitabeden şu ayet -i celilede Allah-u Teala beyan etmektedir:

 

"Yahudiler ve Hristiyanlar sen onların dinlerine uymadıkça katiyen senden hoşnut olmazlar. De ki Allah'ın hidayeti gerçek hidayettir. Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların hevalarına tabi olursan andolsun ki senin için Allah'dan başka bir dost ve yardımcı yoktur." (Bakara: 2/120)Bazan bu gayr-ı meşru müsamaha yoluna siyasi maksatlarla başvurulduğu görülür. Çünkü batıdaki politikacılar ahlakı siyasetten ayırmışlardır.

 

Lakin meseleler hakkında zihin yormadan hükme varan şu büyük büyük araştırmacılar var ya onların "Bütün dinler haktır" şeklindeki sözleri gözler yaşartan ilmi bir faciadır. Biz bu sözü konuştukları her kelimeyi akıl süzgecinden geçirdiklerini iddia eden bu kişilerden sık-sık duymaktayız. Halbuki onların bu garip sözlerini aklın mizanına sığdırmak ve mantığın süzgecinden geçirmek mahaldir. Çünkü onların "Hepsi de haktır" dedikleri dinler biribirlerinden usul ve prensipçe o kadar farklıdır ki bu fark yerle gök akla kara arasındaki farktan daha büyüktür. Şöyle ki bu dinlerden birisi Allah birdir derken bir diğeri iki ilah kabul ediyor. Üç ilah olduğunu söyleyen dinler vardır. Bazı dinlere göre ilahlıkta eşit seviyede olan birtakım kuvvetlere inanılır. Ve nihayet ilah tanımayan dinler mevcuttur. Şimdi bütün bu dinlerin aynı çizgide hak dinler olması mümkün müdür?Biri insanı tanrılaştırıyor diğeri Allah'ı insan mevkiine indiriyor.

 

Birisi "insan kul Allah mabuttur" derken bir diğeri kul ve ma'bud diye bir şey tanımıyor... Aklen bunların hepsinin aynı olduğunu kabul etmek mümkün mü? Biri "kurtuluşun tek yolu ameldir" derken diğeri imandır diyor. Bir diğeri ise kurtuluşa erişmek için hem imanı hem de ameli şart koşuyor. Nasıl olur da "bu üç dinin üçü de haktır" denebilir? Biri prensip olarak kurtuluş yolu için dünyadan ve hayattan uzaklaşmayı emrederken diğeri kurtuluşun dünya meşgaleleri ve sıkıntılarına göğüs gererek ve zorlukları yenerek hayatın içinde kazanılabileceğini söyler. Şimdi bu iki dinin ikisi de aynı derecede nasıl hak olur?Eğer birbirlerine taban tabana zıt olan dinlerin hepsinin birden hak olduğuna hükmeden ölçüye akıl deniyorsa o zaman birbirinin zıdı olan şeylerin aynı olmadığına hükmeden ölçünün adına akıl değil de başka bir şey demek icap eder.

• İlketkinlik Online Test Merkezi

• İlketkinlik Eğlence Merkezi

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu nedenle, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, fatih(at)ilketkinlik.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.Sitemiz hiçbir şekilde kar amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

üst