liste
liste1

Kompozisyon Örnekleri 1 ( 6. 7. 8. Sınıf )

Ekleyen: ilketkinlik | Okunma Sayısı: 5321

KONU: "EDEBİ, EDEPSİZDEN ÖĞREN."
Ana fikir: Edepsizin hareketleri, bu tür davranışların çirkinliğini ve yakışıksızlığını gözler önüne sererek edepli davranmanın yollarını kendiliğinden öğretir.


KOMPOZİSYON METNİ:
"Bütün eğitim çabalarının, toplum ve ahlak yasalarının gayesi nedir? İnsanı faziletli, dürüst, terbiyeli bir kişi olarak topluma kazandırmak, doğruya, güzele yöneltmek... Aldığı eğitimi sindirmiş bir insan, neyin iyi, neyin kötü olduğunu kolaylıkla ayırt edebilir. Terbiye görmemiş, ahlaken eğitilmemiş kişiler kendi çaplarında birer zavallı oldukları gibi, toplum için de birer yüz karasıdırlar. Onlar, sadece kendi duygularının ve içgüdülerinin kanunlarına uyarlar. İşlerine gelmeyen durumlarda kimseye aldırış etmeden türlü edepsizlikler yaparlar. Hatta zaman zaman gülünç bir üstünlük kompleksine kapılan bu basit ve zavallı kişiler,kendilerini oldukları gibi görmeyi bir türlü beceremezler. Ne derece iğrenç ve çirkin hallere düştüklerini bir kavrayabilseler!
Toplumun örf, adet ve geleneklerine ters düşen, ahlak kavramlarıyla bağdaşmayan, insani duyguları yaralayan bu tür davranışlar, bütün his ve vicdan sahibi insanlar tarafından kınanır ve kabul edilemez bulunur. Kendi şahsi çıkarları uğruna başkalarına haksızlık eden, bu amaçla her türlü yalan ve hileye başvuranların korkunç gayretleri karşısında aklı başında hangi insan "edepsizlik ve haksızlık etmenin aşağılaştırıcı bir durum" olduğunu düşünüp de buna tepki göstermez! Toplum içinde şirretlik ve saygısızlık eden insanların hali hangimizde küçümseme duygusu uyandırmaz? Hangimizi toplum kurallarına uyma yolunda dolaylı olarak uyarmaz? Erdemli insan, bayağı insanların çirkin davranışlarından kendine bir ibret ve tecrübe payı çıkaran kimsedir."

--------------------------------------

KONU: "EL AĞZINA BAKAN, KARISINI TEZ BOŞAR."
Ana fikir: Başkalarının sözüyle hareket edenin yuvası yıkılır, işi bozulur.


KOMPOZİSYON METNİ:
"Safiyet, bönlüğe kaçmamak şartıyla erdemli insana yaraşır; ayrı bir hava ve manevi bir güzellik katar. Ama bu safiyet bönlüğe varınca, birçok belanın, başa gelen gülünç durumların sebebi olur. Böyleleri çevrelerinde "aptal" olarak nitelendirilir. Her şeye, her söze çabuk kanmaları ve bu yüzden yanlış davranışlarda bulunmaları yüzünden daimi bir alay ve eğlence konusu olurlar. Hele muziplerin ve kötü niyetlilerin oyunları yüzünden türlü hayal kırıklıklarına uğrarlar.
Bu dünyada, iyi niyetli ve saf insanların yanında, kötü fikirli, kıskanç insanlar da vardır. Böyleleri, faydalı işler yapmazlar. Bu insanlar kendi işlerine bakmaz, çevrelerini incelerler. Ama iyi gözle mi? Hayır, sadece huzur bozucu bir şey bulmak, dedikodu ve iftira yapmak için. Onları böyle davranışlara iten dürtünün gerçek sebebi kesin olarak saptanamaz. Kötü insanlar için kötülük etmek bir zevktir. Böyleleri bazen öyle sinsi ve ustalıkla hareket ederler ki, bunlara yalnız yukarıda bahsettiğimiz bönler değil, akıllı geçinen insanlar bile kapılır.
Yaşamak ve çevreyle bağdaşmak kolay bir iş değildir. Bugün kurduğumuz düzende kendi yakınlarımız arasında kimseye zarar vermeden mutlu olabiliriz; birtakım başarılar elde ederek övünebiliriz. Ama her zaman için üzerimizde kem bakışlar vardır; farkında olmayız. Bir gün, bu kem bakışların sahibi dost kılığına girip, sırf mutluluğumuzu ve basanlarımızı kıskandığı için bizi fark ettirmeden zehirleyebilir; içimize şüphe canavarını sokabilir. Hani, bazen zehiri altın kupada sunarlarmış. O da öyle, gözümüzü kamaştırıp ruhumuzun derinliklerine inerek zehirini salabilir. Bu durumda telaşa kapılmak, bizi büyük felaket ve kayıplara sürükler. Yapmamız gereken şey, çevremizdekilerle dostluk kurarken çok dikkatli olmamız, hiçbir şeyi mantık süzgecinden geçirmeden kabul etmememizdir.
Bizi her türlü hainliğe karşı koruyacak en büyük silah, mantık ve düşüncedir. Aksi halde yersiz şüpheye kapılıp çevrelerine ve kendilerine zarar verenler, fesat yapanlar kadar suçludurlar."

---------------------------------------

KONU: "ELDEN GELEN ÖVÜN OLMAZ."
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı; insanın başkalarına muhtaç olmadan yaşayabilmesinin en büyük mutluluk olduğudur. Buna göre düşünce düzenini şöyle kurabilirsiniz.
1 - Yaşamak için gereken çaba;
2 - Başkalarına muhtaç olmanın zararları;
3 - İnsanın kendi ihtiyaçlarını sağlayabilmesinin faydaları;
4 - örnekler;
5 - Sonuç.


KOMPOZİSYON METNİ:
"Hayat mücadelesine girişen herkes mutluluk, rahat ve güven içinde olmak istiyorsa tüm gücüyle çalışmalı; ekmeğini taştan çıkarmasını bilmelidir. Başkalarının sırtından geçinmeye kalkışmak, onlardan yardım beklemek insana düzenli ve normal bir hayatın mutluluğunu sağlamaz. "Her koyun kendi bacağından asılır" derler. Dolayısıyla herkes yaşamak için kendi çapında bir çaba göstermelidir.
Geçimde başkalarından yararlanmak insanı sıkıntılardan kurtarmaz. Bu durumda, insanın istediği şeylere istediği anda kavuşması mümkün olmaz. Başkaları hiçbir zaman bizi kendimiz kadar düşünemez, ihtiyaçlarımızı gereği kadar bilmezler.
Akıllı ve gururlu bir insan için hayatta hiç kimseye muhtaç olmadan yaşamak, kendi kendinin efendisi olmak, istediği şeylere, istediği anda kendi iradesiyle erişebilmek, başarıların en şereflisi ve en güzelidir."

----------------------------------------

KONU: "EL YUMRUĞUNU YEMEYEN KENDİ YUMRUĞUNU BOZDOĞAN ARMUDU SANIR."
Ana fikir: Başkasından dayak yemeyen, kendi attığı dayağın acısını takdir edemez.


KOMPOZİSYON METNİ:
"Hayat bir mücadeledir. Bu mücadelede pısırık ve güçsüz olanlar yenilmeye mahkumdur. Hak verilmez, alınır derler. Huzurun yaratılmasında, adaletin gerçekleşmesinde insanların şahsi çabalarının ne derece rol oynadığı bu sözde kuvvetli bir şekilde belirtilir. Hayat denilen bu mücadele alanında garip bir üstünlük ve kuvvetlilik kompleksi içinde olan zorbaların sayısı azımsanamaz. Bunlar, gerçek "hak" kavramından ve insani duygulardan yoksundur. Hak etmek, onlar için istemek; elde etmek doğal bir sonuçtur. Bunlar, karşılarındaki™ düşünmezler. Kendi kaba kuvvetlerine, kapris ve ihtiraslarına güvenirler. Kendilerini bu dünyanın hakimi sanırlar; astıkları astık, kestikleri kestik olsun isterler. Karşılarına zayıflar çıktıkça, onlar bu çirkin davranış ve emellerinde daha bir direnirler; daha bir zalim ve acımasız olurlar. Bu durum hep böyle devam edecek sanırlar. Üstelik, bu olumsuz davranışlarıyla övünür ve gururlanırlar. Bir gün, karşılarına kendilerinden daha kuvvetli olan birisi çıkar, hadlerini bildirir. O zaman neye uğradıklarını şaşırarak kaçacak delik, öpecek el ararlar. Zorbalığın ve haksızlığın ne kadar fena bir şey olduğunu anlar, belki de pişman olurlar ama ne fayda! İş işten geçmiş olur."


-----------------------------------------

KONU: "EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYMAZ."
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı; tahminlerimizin, kendi kendimize yaptığımız planların bazen gerçeklerle uyuşmaması, bu yüzden çok defa umduklarımızla karşılaşamamamızdır. Buna göre şöyle bir düşünce düzeni kurabilirsiniz:
1 - Gerçekleri tanımayan insanın hayata karşı tutumu;
2 - Umutlar ve tahminlerle gerçeklerin çatışması;
3 - Konuyla ilgili örnekler;
4 - Sonuç.


KOMPOZİSYON METNİ:
"Hayatta ne derece tecrübe kazanmış olursak olalım, genellikle hepimizde gerçeklerin soğuk katılığını yumuşatma eğilimi vardır. Bu herhalde, insanların, her şeyin kendi istekleri doğrultusunda gerçekleşmesini beklemesi eğiliminden kaynaklanıyor olsa gerektir. Bu sebeple, kendi köşemizde,- kendi kendimize yapacağımız hesaplarda ve yorumlarda her zaman için yanılabiliriz. Kendi dünyamızda türlü şekillerle hayal ettiğimiz gerçekler hiç ummadığımız bir çetinlikle karşımıza çıkabilir; bizi yenilgiye, hayal kırıklığına uğratabilir.
Hayatta birçok insanın içine düştüğü bunalımlar hep bu, "evdeki pazarın çarşıya uymaması" yüzündendir. Ne kadar olgun ve akıllı olursak olalım, hayatın karşımıza çıkaracağı sürprizlerin hepsini kavrayamayız.
Bu yüzden çeşitli kötü ihtimallere karşı hazırlıklı olmalı, plan ve düşüncelerimizde katı sınırlar yerine esnek bir ihtimal payı bırakmalıyız."

------------------------------------------

KONU: "FAKİRLİK AYIP DEĞİL, TEMBELLİK AYIP."
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı; tembelliğin ayıplanacak, hor görülecek bir durum olduğudur. Bu amacı yansıtırken fakirlik ve tembelliği kıyaslayacaksınız. Düşünce düzenini şöyle kurabilirsiniz:
1 - Fakirlik (çevrede bıraktığı etki);
2 - Fakirlikle, insan karakteri ve şartlar arasındaki ilişki (yani
fakirliğin insan iradesine bağlı olup olmadığı);
3 - Tembelliğin çevrede bıraktığı etki;
4 - Tembelliğin insan iradesine bağlı olup olmadığı;
5 - Tembelliğin zararları (tembellik - fakirlik ilişkisi);
6 - Tembelliğin hangi yönden ayıplanacak bir durum olduğu;
7 - Sonuç.


KOMPOZİSYON METNİ:
"İnsan yaradılışında var olan küçümseme duygusu, nedense fakirliğin sefil görünümü karşısında hemen kımıldanır ve fakirler aşağı görülür. Aslında bu uygun ve doğru bir davranış değildir. Ancak, gerçek anlamda aşağılık duygular ve mizaçlar hor görülebilir. Fakirlikle insan iradesi arasında bir ilgi kuramadığımız gibi, fakir olma halini her zaman insan karakterine mal edemeyiz. Yani hiç kimse kendi isteğiyle sefil ve perişan duruma düşmez. İnsanları böyle acı durumlara iten şartlardır, bilgisizliktir. Bu durumda olan insanlara karşı takınmamız gereken tavır, onlara in sanca el uzatmak olmalıdır.
Toplumda zararlı bir kitle vardır; tembeller... Tembellik insan ruhunun uyuşması ve paslanması demektir. Fakirliğin aksine tembellik, insan iradesine bağlı bir haldir; bir çeşit alışkanlıktır. Bunu kendilerine mal eden insanlar ne kendilerine, ne de başkalarına faydalı olurlar. Dostları bile onları "yüz karası" olarak nitelendirir. Gerçekten tembellik, varlığının anlamını bile bile yitirmek olduğundan yüz karasıdır; ayıplanacak ve hor görülecek bir haldir."

--------------------------------------------

KONU: "FAYDASIZ BAŞ MEZARA YARAŞIR."
Ana fikir: Hiç kimseye faydası dokunmayan, yararlı işler yapmayan insanın yaşaması bir anlam taşımaz.


KOMPOZİSYON METNİ:
"Kültürlü ve olgun insan, topluma ve insanlığa faydalı olma yolunda sorumluluk taşıyan kimsedir. Her insanın kendi çevresinde; kendi çapında faydalı olabileceği işler vardır. Bunu anlayabilmek ve yapmak insani meziyetlerimizin başında gelir. Ne kendilerine, ne de başkalarına faydalı olmayan kişiler, toplum içinde birer parazit gibidir. Hayvanların bile doğa düzeninde bir ahenk yaratmak için kendi çaplarında çaba gösterdikleri şu dünyada, boş bir kalıp gibi yaşamak manen ölmek demektir. İnsani yaşama, sadece yeme, içme, nefes alma işlemlerinden ibaret değildir. Kendimizden başlayıp aile çevresinden bütün insanlığa karşı gittikçe genişleyen görevlerimiz vardır. Bunlara sırt çevirmek, vurdumduymazlık etmek, ancak eğitimden, insani değerlerden yoksun insanların harcıdır. Böyle insanlar, hiç kimse tarafından sevilmez ve sayılmazlar; hatta birer şahsiyet olarak dahi kabul edilmek istenmezler. Bu manevi afaroz, gurur ve şahsiyet sahibi insanlar için ölümden de beterdir. Şu geçici dünyada gerçekten yaşadım diyebilmek için, faydalı işler yapmak, eserler yaratmaya çalışmak gerekir. Böyle bir çaba, hem kendimizi, hem de çevremizdekileri yüceltir."

---------------------------------------------

Ana fikir: Göz önünde olmayan kimse zamanla unutulur.


KOMPOZİSYON METNİ:
"Bize en zor gelen şeylerden biri de, sevdiklerimizden isteyerek veya istemeyerek aynlmamızdır. Bazen ayrılmak bir zorunluluk olduğu için isteyerek ve istemeyerek sözlerini kullandım. Ayrılıklar insanı alışkanlıklarından kopardığı ve ruhumuzda bir boşluk yarattığı için oldukça sarsıcıdır. Herhangi bir sebeple bizden uzak düşen sevdiğimizin özlemi ile günler dayanılmaz bir hal alır; onsuz yapamayacağımızı, özlemine katlanamayacağımızı sanırız. Her geçen gün, araya çekilmiş bir set gibi gelir. Mücadeleyle geçen hayatta bizi oyalayacak o kadar çok şey ve yapmamız gereken o kadar çok iş vardır ki ister istemez kendimizi bunlara kaptırırız. Ayrılma acısına dayanamayacağımızı sandığımız insanın hayali ve düşüncesi gittikçe uzaklaşır. Gerçekçi insanlar için bu doğal bir haldir; unutmak değildir bu; hayatı, iyi-kötü her yönüyle kabul etmek, ona ayak uydurmaktır.
Bir de hercai yaradılışta olanlar vardır. Sevdikleri yanlarında olduğu zaman gözleri başkasını görmez. Ama, bir ayrılmaya görsünler; başkalarının güzellik ve cazibesine kendilerini hemen kaptırıverirler. Yeni tanışmaların esrarlı çekiciliği içinde, uzakta kalan aranmaz olur.
Bazıları da yalnız kendileri için yaşıyor gibidir. Daima içlerine kapanık ve dalgındırlar. Bunlar kolay kolay insan kıymeti bilmezler. Birilerine bağlanma isteği duymadıkları gibi ayrılık acısı da çekmezler. Giden gitmiştir. Onlara ne?.. Bazı insanlarsa, başkalarıyla yalnız kendi çıkarları için ilgilenir, dostluk ve samimiyet gösterilerinde bulunurlar. Ama o insanla olan çıkar bağı ortadan kalkmaya görsün hemen gerçek yüzlerini belli eder, dostlarını arayıp sormayı akıllarına bile getirmezler. Bu, onlar için gereksiz bir şeydir.
Her şeye rağmen, insanda "sadakat" adı verilen bir duygu vardır. Kim ve nerede olursa olsun, sevdiğimiz insanı unutmamak... Bazı kaba gerçekçiler, bu sadakat sözünü duydukları zaman burun kıvırır, bunun yeryüzünde olmadığını söylerler. Tarihte büyük yankılar yapan ölümsüz aşklar düşünülsün, dostluklar hatırlansın hele... İnsan kalbi hor görülecek bir şey değildir. O bazen ölümsüzlüklerin, göz kamaştırıcı değerlerin ve duyguların barınağı olur. Hiçbir ayrılığın unutturamadığı aşklar vardır. Her türlü güç şartlar içinde seven ve sevmesini bilen insanlar vardır.
Bu sebeple, "Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur" sözünü kullanırken çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü, geçerli olduğu yerler de vardır, geçerli olmadığı yerler de..."

-----------------------------------------------

Anafikir: İyi, mükemmel işleri ve eserleri kötülemekle onların değerlerini düşürmek mümkün değildir.


KOMPOZİSYON METNİ:
"Haset, mutlaka yenilmesi gereken en kötü huylardan biridir. İnsana bir şey kazandırmadığı gibi, iyiye, güzele ve mükemmele doğru atılan adımları da köstekler; etrafa kötülük ve mutsuzluk saçar. İyi, güzel, doğru ve mükemmel olarak kabul edilen eserlerin veya insanların karşısına karanlık ve olumsuz düşünceleri olan kimse veya kimseler mutlaka çıkabilir. İnsanlık için büyük tehlike olan kötü niyetli kişi ve düşünceleri bütün cepheleriyle bilmek, değerlendirmek ve onlarla mücadele etmek büyük önem taşır. İlerlemeler bu mücadelenin layıkıyla gerçekleştiği noktadan başlar. Şüphesiz insana en büyük nimet olan akıl ve muhakeme, bu imkanı sağlar.
Kaldı ki, iyi, doğru ve mükemmel olan bir şeye kara çalmak, onu değersiz ve kötü göstermek mümkün değildir. Sağlam bir muhakemeye, kuvvetli bir anlayışa dayanan, mükemmel olan bir şey, bir an için karanlık düşüncelerin sisiyle perdelense bile, kendi doğal kanunları gereğince eninde sonunda, gün yüzüne pırıl pırıl haliyle çıkacaktır. Zavallı bir akıl, iftiralar, karşı fikirler, dayanağı olmayan yetersiz ithamlarla boşa vakit geçirmekten başka bir şey yapamaz. Bu ezeli ve ebedi bir kanundur; mükemmel basite, iyilik kötülüğe, aydınlık karanlığa üstün gelecektir."

• İlketkinlik Online Test Merkezi

• İlketkinlik Eğlence Merkezi

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu nedenle, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, fatih(at)ilketkinlik.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.Sitemiz hiçbir şekilde kar amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

üst