Blog ne / nedir | 60

Antik Yunan’da felsefe, sadece dine ya da pratik amaçlara yararlı bir çaba olarak değil, doğruluğu (hakikati) salt doğruluk olduğu için arayıp bulmaya çalışan bir çaba olarak benimsenmiştir.

Thales (M.Ö. 625-545, Miletos)

Thales, varlığın ana maddesi (arkhe) arayışında, özellikle gökyüzünde ve yeryüzünde ortaya çıkan olayları açıklamaya çalışmış ve bu olaylarda suyun çok önemli olduğunu görmüştür. Bu nedenle Thales, ana maddenin "su" olduğunu savunmuştur. Varolanların bu ana maddeden türeyerek, sonra tekrar ona döndüğünü söylemiştir.

Anaksimandros (M.Ö. 611-545, Miletos)

Anaksimandros, Thales gibi somut ve sonlu bir maddeyi ana madde olarak kabul etmez. Çünkü ona göre su, öteki maddelerden türemekte ya da öteki maddelere dönüşür. Bundan ötürü su sınırlıdır. Anaksimandros, var olanın kaynağında "sınırsız ve sonsuz bir ilk madde" (apeiron) bulunduğunu savunur.

Anaksimenes (M.Ö. 585-525, Miletos)

Anaksimenes’e göre, ana madde "hava"dır.

"Bir hava (soluk) olan ruhumuz bizi nasıl bir bütün olarak ayakta tutuyorsa, soluk ve hava da tüm evreni öylece sarıp tutar."

Anaksimenes, ilk kez "ruh" kavramını ortaya atan filozoftur. Ruhun bedeni dağılmaktan kurtardığını, düzenleyici bir ilke olduğunu söylemiştir.

Anaksagoras (M.Ö. 510-428, Klazomenai)

Anaksagoras’a göre, bütün var olanlar, başı belli olmayan zamanlardan beri var olagelmiş öncesiz - sonrasız ögelerin bir araya gelmesinden ve ayrılmasından doğmuştur. Varlığı yoğuran, ona biçim kazandıran, bir "Nous"tur (akıldır). Evrenin amacını bu Nous belirlemiş, onu bir amaca, düzene göre biçimlendirmiştir. Nous’un harekete geçirdiği ve var olanların ortaya çıkmasını sağlayan ana madde ise, sonsuz derecede küçük olan "tohumlar"dır (spermata).

Herakleitos (M.Ö. 540-480, Ephesos)

Herakleitos’a göre, evrende temel olan şey, var olanların kaynağındaki değişmeyen bir töz değil, değişmenin, akışın ve oluşun kendisidir. Herakleitos, bugünkü anlamda diyalektik görüşü ilk olarak ortaya atmıştır.

"Her şey akar. Aynı ırmağa iki kez giremezsin, çünkü her girişinde üzerinden yeni sular geçer."

Ancak Herakleitos’a göre bu değişme, belli bir düzen, ölçü ve kurala ("logos"a yani akla) uygun olarak gerçekleşir. İnsanın temel ve ayırt edici özelliği "logos"tur.

Epiktetos (M.S. 55-135, Hierapolis)

Epiktetos, stoa felsefesinin temsilcilerindendir. Ahlak alanındaki düşünceleriyle tanınmıştır. Bilgelik, irade, özgürlük ve doğaya uyum gibi konularda fikirleriyle öne çıkmıştır.

Diogenes (M.Ö. 412-323, Sinop)

Diogenes, "kinik" felsefe öğretisini savunur. Rıhtımda, bir küfenin içinde yaşamış, hayatta malın mülkün önemli olmadığını, insanın doğaya uygun yaşaması gerektiğini iddia etmiştir. Makedonya kralı Büyük İskender’in kendisine gelip "Benden bir isteğin var mı?" dediği, Diogenes’in bu soruyu "Gölge etme başka ihsan istemez." şeklinde cevapladığı rivayet edilir.

Lukianos (M.S. 125-180, Adıyaman, Samsat)

Lukianos özellikle ahlakla ilgili eserler vermiştir. Güçlü bir retorikçidir, söz ile ikna etme sanatını çok iyi kullanır. Kiniklerin düşüncelerini ve mitolojik inanışlarını eleştirmiştir.

Ksenofanes (M.Ö. 569-477, Kolophon)

Ksenofanes "Tüm varlık Bir’dir" sözünü ilk söyleyendir. Özellikle Tanrı kavramını ele almış ve eleştirmiştir. Ona göre Tanrı tepeden tırnağa görüş, duyuş ve anlayıştır; her şeyi yalnızca düşüncesiyle yönetir. Biçimi bakımından da, anlayış gücü bakımından da insana benzemez. Bu görüşleriyle, "tek tanrıcılık" görüşünün ortaya çıkmasında etkili olmuştur.

Aristoteles (M.Ö. 384-322, Assos)

Felsefe tarihinin en önemli filozoflarındandır. Mantık, siyaset ve biyoloji gibi birçok alanda çalışmaları, etkisi çağlar boyu süren görüşler ortaya koymuştur. İlk felsefe ve bilim tarihçisi olarak da bilinir. Canlıları sınıflandırması bakımından da ilk biyolog olarak bilinen Aristoteles, Makedonya Kralı Büyük İskender’in öğretmenliğini de yapmıştır.

Menu