Blog ne / nedir | 292

Çelebi: “Şimdi ben de gideyim de harar alayım ve bazı şeyler de alırız. Allahaısmarladık! (Gider.)”

Zenne: “Safa geldiniz.”

Karagöz: “(Perdeye gelir.) Haberiniz var mı, Hanımefendi Lokma Beyden?”

Zenne: “Hayrola, Karagöz! Ne var, bir şey mi olmuş?”

Karagöz: “Lokma Bey sizden ayrıldıktan sonra bir kayığa binmiş, Üsküdar'a geçmek için. İskeleden kayık açılmış, Kız Kulesi açıklarına doğru gelmişler; Lokma Bey sigarasını yakmak için kibrit çakmış; sigarasını yaktıktan sonra kibriti denize atar atmaz deniz tutuşmaz mı?”

Zenne: “Aman Karagöz, git şunu anla, beyime bir şey olmuş mu?”

Karagöz: “Karadan gidilmez efendim, masraf olur.“

Zenne: “Al, Karagöz, sana bir lira! (Verir.)”

Karagöz: “ (Alır.) Ben şimdi gider anlarım. (Gider.) “

Zenne: “Kuzum, Karagöz, anla da çabuk gel!”

Hacivat: (Perdeye gelir.) Vay, hanım kızım, sizleri pek mükedder görüyorum!

Zenne: “A Hacivat Çelebi, başıma gelenleri sorma!”

Hacivat: “Hayrola efendim?”

Zenne: Bizim Hoppa Bey yok mu? Kayığa binmiş, kayıkta sigarasını yakmak için kibrit çakmış, sigarayı yaktıktan sonra kibriti denize atar atmaz deniz tutuşmuş.

Hacivat: “Hiç deniz tutuşur mu? Bunu size kim söyledi?"

Zenne: “Karagöz söyledi."

Hacivat: “Bu efsane! Nasıl inandınız?”

Zenne: “Kuzum Hacivat Çelebi, şunu sahi mi değil mi anlayınız! Şu parayı alınız! (Verir.)”

Hacivat: “Ne lüzumu var efendim? (Alır.) Ben şimdi anlar gelirim. (Gider.)”

Karagöz: ( Gelir) Size anlattığım yalanmış. Lokma buradan gittikten sonra Sarıgüzel tarafından geçerken lokmacı dükkânında birkaç kişi lokma yiyormuş. Sonra, bu da kaza ile lokma tenceresinin içine düşmüş, açgözlünün birisi de bunu kapar kapmaz yutmuş.”

Zenne: “Aman Karagöz, baygınlık geliyor, öleceğim! Şimdi, kuzum Karagöz, git de şunu iyi anla!”

Karagöz: “Mesarif olur.”

Zenne: “Al şu iki lirayı! (Verir.)”

Menu