Bir ekosistemde besin ve enerjinin taşındığı, organizmalar dizisine besin zinciri denir. Besin zinciri, güneşten gelen enerjinin, üretici organizmalar tarafından fotosentez yoluyla kullanılmasıyla başlar. Birincil tüketici olan otçullar, enerji elde etmek için üreticilerle beslenirler. İkincil tüketici olan etçiller otçullarla, üçüncül tüketiciler ise yine aynı şekilde tüketici canlılarla beslenerek enerji ihtiyacını karşılarlar.

Besin zinciri, besin piramidi, besin ağı ve ekosistemde enerji akışı

EKOSİSTEMDE ENERJİ AKIŞI

Ekosistemin canlı ve cansız öğeleri arasındaki ilişkilerde madde döngüleri ve enerji akışı önemli rol oynar. Enerji iş yapabilme yeteneğidir. Canlıların hayatsal faaliyetleri için enerjiye ihtiyacı vardır. Yeryüzündeki tüm ekosistemlerin temel enerji kaynağını güneş oluşturur. Güneş enerjisi, üretici organizmalar tarafından fotosentezle kimyasal enerji formuna dönüştürülür ve organik besin maddeleri sentezlenir. Organik besin maddeleri, beslenme ilişkileri yoluyla tüketici canlılara aktarılır. Ayrıştırıcılar ise organik atıkları ve ölü organizmaları parçalayarak hem enerji ihtiyaçlarını karşılar hem de doğada tükenen maddelerin ekosisteme geri dönmesine katkıda bulunurlar. Beslenme ilişkileri yoluyla gerçekleşen enerji dönüşümleri sırasında bir miktar enerji ısı olarak açığa çıkar.

Karbon, azot gibi elementlerin canlı ve cansız çevre arasındaki aktarımına madde döngüsü denir. Fotosentez yapan üretici organizmalar, bu elementleri topraktan, havadan ve sudan inorganik formda alarak organik moleküllerin yapısına katarlar. Organik moleküllerin bir kısmı beslenme yoluyla tüketici organizmalara geçer. Organik atıklar ve ölü organizmaların dokuları ayrıştırıcılar tarafından parçalanarak inorganik maddeler oluşturulur. Böylece azot, karbon gibi elementlerin toprak, hava ve su ortamına geri dönüşü sağlanmış olur.

Ekosistemlerdeki enerji akışı ve madde döngüleri birbirleriyle ilişkilidir. Çünkü her ikisi de fotosentez ve beslenme ilişkileri yoluyla maddelerin aktarımı sayesinde gerçekleşir. Enerji akışı tek yönlü olarak ısı halinde çevreye akar. Oysa madde döngüsündeki N, C gibi elementler ekosistemlerde devirli olarak dolanır.

BESİN ZİNCİRİ, BESİN AĞI VE BESİN PİRAMİDİ

Bir ekosistemde besin ve enerjinin taşındığı, organizmalar dizisine besin zinciri denir. Besin zinciri, güneşten gelen enerjinin, üretici organizmalar tarafından fotosentez yoluyla kullanılmasıyla başlar. Birincil tüketici olan otçullar, enerji elde etmek için üreticilerle beslenirler. İkincil tüketici olan etçiller otçullarla, üçüncül tüketiciler ise yine aynı şekilde tüketici canlılarla beslenerek enerji ihtiyacını karşılarlar. Canlılar arasında beslenme ilişkilerini gösteren her katman o canlının trofik düzeyi (beslenme basamağı) olarak adlandırılır. Trofik düzey canlılar arasında enerji aktarımı sırasında organizmanın beslenme ilişkileri bakımından bulunduğu konumu gösterir.

Bir besin zincirinin üretici basamağından başlayarak son tüketici basamağına kadar dikey dizilimine ise besin piramidi adı verilir.

besin piramidi trofik düzeyler

Besin zincirindeki tüketicilerin çoğu tek bir besin çeşidi yerine farklı çeşitlerdeki besinleri kullanabilir. Ekosistemlerin çoğunda tek bir doğrusal besin zinciri bulunmaz. Yani farklı beslenme katmanlarındaki hayvan türleri, iç içe giren ve yer yer çakışan bir çok besin zincirinden oluşmuş besin ağı içinde birbirlerine bağlanırlar. Ekosistemde yer alan besin ağları bir canlı türünün farklı besin zincirlerinde farklı beslenme basamaklarında yer alabileceğini de gösterir.

Besin zinciri ve besin ağlarının karasal ekosistemlerin yanı sıra sucul ekosistemlerde de birçok örneği bulunur. Karasal ekosistemlerde besin zincirinin üretici basamağını genellikle çiçekli bitkiler oluşturur. Sucul ekosistemlerde besin zincirinin üretici basamağını, fotosentez yaparak besin ve oksijen üreten mikroskobik canlılar olan bitkisel planktonlar (fitoplankton) oluşturur. Bitkisel planktonlar yine mikroskobik canlılar olan hayvansal planktonlar tarafından tüketilir. Hayvansal planktonları küçük balıkların, küçük balıkları ise büyük balıkların yediği görülür. Denizlerdeki besin zinciri bu şekilde daha ileri basamaklara kadar çıkabilir. Kara ekosistemlerinde besin zinciri genellikle üçüncü basamakta sonlanırken, su ekosistemlerinde dört ya da beş basamaklı olabilir.

su ekosistemi besin ağı

Besin zincirlerinin bazı özellikleri aşağıda sıralanmıştır:

Besin zincirindeki canlılar birbirleriyle beslenirken organik madde ile birlikte enerji de zincirin diğer üyelerine aktarılır. Buna enerji akışı denir. Besin zincirindeki enerji akışı üreticiden tüketiciye doğru tek yönlüdür.

Bir beslenme basamağından diğer beslenme basamağına enerji aktarımı sırasında, kullanılabilir enerjinin yaklaşık %90'ı kaybedildiğinden, genellikle aktarılan enerjinin oranı ortalama 'dur. Her bir aktarımda kullanılabilir enerjinin ancak 'u bir sonraki beslenme basamağına geçer. Enerjinin %90 oranında kaybına dışkı ile birlikte atılan sindirilmeyen maddeler ve solunum sırasında ısı kaybı neden olur. Buna göre besin zinciri ne kadar uzunsa, bir üst beslenme basamağına aktarılan enerji de o kadar az olur. Yani üreticilerden tüketicilere doğru enerji akışı azalır.

Üreticilerde depolanan enerjinin bir kısmı otçullara, bir kısmı ayrıştırıcılara bir kısmı da çevreye ısı şeklinde aktarılmaktadır. Ayrıştırıcılar her beslenme basamağındaki organik atıkları enerji kaynağı olarak kullanabilir.

Besin zincirlerindeki enerji akışı enerji piramitleriyle ifade edilir. Enerji piramidinin üreticilerin yer aldığı en alt basamağında enerji en fazla iken, üst basamaklara aktarılırken her trofik düzeyde enerji miktarı azalır, çünkü büyük bir kısmı ortama ısı olarak verilir.

Her beslenme basamağındaki canlıların toplam organik madde ağırlığına biyokütle (biyomas) denir. Besin zincirindeki biyokütle değişimi biyokütle piramitleriyle ifade edilir. Biyokütle piramidindeki her bir basamak, beslenme basamağındaki tüm organizmaların toplam kuru ağırlığını ifade eder. Besin zincirinde en fazla biyokütleye sahip olan canlılar üreticilerdir. Genellikle üretici biyokütlesinin yaklaşık ’u bir sonraki beslenme basamağında yer alan birincil tüketiciye geçer. Birincil tüketicinin biyokütlesinin yalnızca ’u bir sonraki basamakta yer alan ikincil tüketici tarafından alınır. Dolayısıyla besin pramidinde üreticilerden tüketicilere doğru gidildikçe biyolojik faaliyetler (metabolizma, boşaltım ve ölüm) ve enerji dönüşümlerinden dolayı toplam biyokütlede azalma görülür.

Besin zincirlerinde üreticiden tüketiciye doğru biyokütlenin ve enerji akışının azalması, zincirin en üst seviyesindeki tüketicilerin sayısını da sınırlar. Bu sınırlamada avcı olan tüketicilerin iri vücutlu olmaları da etkilidir. Bu durum genelde biyokütle piramidleriyle orantılı olarak sayı piramidleriyle ifade edilir.

Besin zincirinde, üreticiden tüketiciye doğru gidildikçe genellikle organizmaların vücut büyüklüğü artarken birey sayıları azalır.

Ekosistemlerde enerji akışı ve biyokütle değişimlerindeki genellemelere uymayan besine zincirlerine de rastlanır. Örneğin parazit besin zincirlerinde, zincirin üst basamağında bulunan parazit canlı alt basamağındaki konakçısından daha küçük vücutludur ve daha çok birey sayısına sahiptir.

İnsanlar tarafından üretilen doğa için kirletici olan bazı maddeler yaratacağı sonuçlar dikkate alınmadan ekosistemlere boşaltılırlar. Zehirleyici özelliğe sahip pek çok kirletici madde ortamdaki mikroorganizmaların etkisiyle zararsız ya da daha az zararlı hale dönüştürülür. Fakat her kirletici madde mikroorganizmalar tarafından parçalanamaz, toprak ve su gibi çevrelerde birikmeye başlar. Organizmalar zehirli maddeleri çevrelerinden besin maddeleri ve su ile birlikte alırlar.

Bu zehirli maddelerin bazıları organizmanın metabolizma faaliyetleriyle parçalanarak atılırken, bazıları özellikle yağ doku olmak üzere belirli dokularda birikir. Bu tip maddeler besin zincirini oluşturan farklı trofik düzeylerdeki organizmaların dokularında gittikçe artan oranda birikir ve zararlı konsantrasyon düzeyine ulaşabilir. Bu olaya biyolojik birikim denir. Buna göre besin zincirinin en üst basamağında bulunan canlılar, bu zehirli bileşiklerden en ciddi biçimde etkilenen organizmalar olurlar.

Doğada biyolojik birikime neden olan maddelerin başında DDT, PCB gibi sentetik kimyasallar, bazı radyoaktif maddeler ve bazı ağır metaller gelir. DDT, sivrisinek ve tarıma zarar veren böcekleri öldürmek amacıyla kullanılmış kimyasal bir maddedir. Suda çözünmeyen bu madde ekosistemde uzun süre kalma ve yayılma özelliğine sahiptir. DDT yağda çözünen bir madde olduğundan, hayvanların yağ dokularında kolayca birikir ve yoğunluğu daha üstteki beslenme basamaklarında artar. Hemen hemen her organizmada ve hatta insan sütünde bile DDT'nin izlerine rastlanmıştır. Yüksek DDT yoğunluğunun besin zincirinin en üst basamağında yer alan bir çok canlı türünde ölüme yol açtığı saptanmış ve başta Birleşik Devletler olmak üzere bir çok ülkede bu kimyasal maddenin kullanımı yasaklanmıştır.

  • Yazı Etiketleri :
  • besin zinciri
  • besin piramidi
  • biyokütle
  • biyolojik birikim
  • trofik düzeyler
Sanat felsefesi ve estetik
Yazıyı Oku

Sanat felsefesi ve estetik

Ahlak felsefesi ( etik )
Yazıyı Oku

Ahlak felsefesi ( etik )

Mıknatıslanma, manyetik alan, yerin manyetik alanı ve pusula
Yazıyı Oku

Mıknatıslanma, manyetik alan, yerin manyetik alanı ve pusula

Öykücülük (öykü yazma geleneği) ve öykü türleri
Yazıyı Oku

Öykücülük (öykü yazma geleneği) ve öykü türleri

Gezi yazısı (seyehatname) türünün özellikleri
Yazıyı Oku

Gezi yazısı (seyehatname) türünün özellikleri

Şiir inceleme yöntemi ve aşamaları nelerdir
Yazıyı Oku

Şiir inceleme yöntemi ve aşamaları nelerdir

Menu