Canlılar besinlerini elde etme şekline göre ototrof, heterotrof ve hem ototrof hem heterotrof olmak üzere üç gruba ayrılır.

Canlılar arasındaki beslenme şekilleri ve ekolojik etkileşimler

I. OTOTROF CANLILAR

İnorganik maddelerden organik madde sentezleyebilen canlılardır. Su, karbondioksit ve inorganik tuzlardan organik madde sentezleyen ototrofların kullandıkları enerji kaynağı farklı olabilir ve kullandıkları enerji kaynaklarına göre ikiye ayrılır.

a. Fotosentetik Ototroflar: Güneşten gelen enerjiyi kullanarak organik madde sentezi yaparlar. Klorofil taşıyan bu organizmalar güneş enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürerek organik besin sentezini gerçekleştirirler. Yeşil bitkiler, algler ve bazı bakteriler fotosentetik organizmalardır.

b. Kemosentetik Ototroflar: Organik besin sentezi için güneş enerjisi yerine kimyasal enerjiye ihtiyaç duyarlar. Bu kimyasal enerjiyi amonyak, nitrit, demir gibi inorganik maddelerin oksidasyonundan elde ederler. Demir, nitrit, nitrat, kükürt bakterileri kemosentetik organizmalardır. Kemosentetik ototroflardan nitrit ve nitrat bakterileri azot elementinin devirli dolanımında önemli rol oynarlar.

II. HETEROTROF CANLILAR

Organik besin ihtiyacını ototrof organizmalardan, diğer tüketicilerden veya çürümüş organik maddelerden karşılarlar. Hayvanlar, mantarlar, bazı bakteriler ve protistlerin çoğu heterotrof organizmalardır. Heterotroflar yaşadıkları ortam ve kullandıkları besin çeşidine göre holozoik ve saprofit olmak üzere iki gruba ayrılır.

a. Holozoik beslenen canlılar besinlerini katı parçalar halinde alarak sindirirler. Bu canlıların gelişmiş sindirim sistemleri bulunur. Aldıkları besinlerin yapısına göre herbivor, karnivor ve omnivor olmak üzere üç grupta incelenirler.

Herbivor (ot obur, otçul) olarak adlandırılan hayvanlar sadece otla beslenirler. Karada yaşayan bazı böcekler, fil, geyik, koyun, at, sığır gibi bazı memeliler, suda yaşayan bazı kabuklular ve yumuşakçalar bu grubun bazı örnekleridir. Besinlerini doğrudan üreticilerden karşılayan bu canlılara "birincil tüketiciler" de denir.

Karnivor (et obur, etçil) olarak adlandırılan hayvanlar sadece etle beslenirler. Kaplanlar, köpek balıkları, atmaca, şahin gibi yırtıcı kuşlar ve bazı yılan türleri bu grubun bazı örnekleridir. Otçullarla beslenen et oburlara "ikincil tüketiciler" diğer etçillerle beslenen et oburlara ise "üçüncül tüketiciler" denir.

Omnivor (hem otobur hem etobur) olarak adlandırılan hayvanlar bitkisel ve hayvansal besinlerin ikisini de kullanılırlar. İnsan, ayı, domuz ve bazı kuş türleri örnek olarak verilebilir.

b. Saprofit canlıların sindirim enzimleri gelişmiştir. Bu canlılar ölü bitki ve hayvan atıkları ile birlikte diğer organik atıkların üzerine sindirim enzimleri salgılayarak bu maddeleri parçalarlar ve ihtiyaç duydukları organik maddeleri hücrelerine alırlar. Böylece bir yandan kendi besin ve enerji ihtiyacını karşılarken bir yandan da organik atıkları, özellikle ototrofların kullanabileceği inorganik maddelere dönüştürür. Ayrıştırıcıların yaptıkları bu beslenme şekline “saprofit (çürükçül) beslenme” denir. Saprofit organizmalar, yaşam için gerekli olan azot, karbon gibi elementlerin doğadaki döngüsünde önemli bir rol üstlenirler. Ekosistemlerde hayati öneme sahip olan ayrıştırıcılar, ekosistemdeki tüm beslenme basamaklarını birbirine bağlarlar. Küf mantarları, maya mantarları, şapkalı mantarlar ve bazı bakteriler ayrıştırıcı organizmaların en önemli örnekleridir.

CANLILAR ARASINDAKİ EKOLOJİK ETKİLEŞİMLER

Ekosistemde aynı alanda yaşayan canlı türleri arasında çeşitli ekolojik etkileşimler görülür. Simbiyoz olarak adlandırılan bu etkileşimlerde canlılar az ya da çok birbirleriyle ilişki içindedir. Türler birbirini olumlu ve olumsuz etkileyebilir ya da birbirinden etkilenmeyebilir. İki farklı türe ait bireyin ya da popülasyonun yarar veya zarar gözetilmeden birlikte yaşamasına simbiyoz (birlikte yaşam) denir. Simbiyotik ilişkiler canlı türlerinin etkileşimine göre mutualizm, kommensalizm ve parazitlik gibi farklı biçimlerde gerçekleşebilir.

Mutualizmde birlikte yaşayan iki tür, karşılıklı olarak birbirinden yarar sağlar. Bu birliktelikte çoğu kez birbirinden farklı özellikler gösteren türler bir arada bulunur. Dolayısıyla mutualizm farklı ihtiyaçları birbirini tamamlayan organizmalar arasında görülür. Likenler mutualist yaşama en güzel örnektir. Liken birliğini mantar ve su yosunları oluşturur. Heterotrof olan mantar, su yosunlarının fotosentezle ürettiği besin ve oksijeni solunum sırasında kullanır. Ototrof olan su yosunları mantarın solunum ürünü olan karbondioksit ve suyu fotosentezde kullanarak besin ve oksijen üretir. Doğada birlikte yaşayan iki türün karşılıklı olarak yarar sağladığı daha pek çok örnek vardır. Baklagillerin kök yumrularında yaşayan Rhizobium bakterileri, insan kalın bağırsağında yaşayan bakteriler, geviş getiren hayvanların sindirim sisteminde yaşayan selüloz sindirici bakteriler mutualizmin bazı örnekleridir.

Kommensalizmde birlikte yaşayan iki türden biri yarar sağlarken, diğeri bu ilişkiden yarar ya da zarar görmez. Örneğin, köpek balığına tutunarak onunla taşınan küçük bir balık (Echeneis) köpek balığına zarar vermeden yaşamını sürdürür. Küçük balık, köpek balığının hareketi ile yer değiştirir ve onun yiyecek atıklarından beslenir. Köpek ise bu yaşama birliğinden ne yarar ne de zarar görür.

Köpek balığı ve vantuzlu küçük balık kommensalizmin en güzel örneğidir.

Parazitlikte ise, birlikte yaşayan iki türden biri bu ilişkiden yarar sağlarken (parazit) diğeri zarar görür (konak). Bu tip ilişkide parazit canlı, diğer canlının üzerinde veya içinde yaşayarak besin ihtiyacını karşılar. Bit, pire, kene, tahta kurusu gibi konağın üzerine uzun ya da kısa süre tutunarak yaşayan parazit canlılar “dış parazit”; tenya, bağırsak solucanı, trişin, karaciğer kelebeği gibi vücudunun içinde yaşayan parazit canlılara ise “iç parazit” denir. Dış parazitlerin sindirim sistemleri gelişmişken, iç parazitlerde sindirim sistemi bulunmaz.

Bazı bitki türleri arasında da parazit ilişkiye rastlanır. Meyve ağaçları üzerinde yaşayan ökse otu “yarı parazit”; ayçiçeği, tütün gibi bitkilerin üzerinde yaşayan canavar otu, küsküt otu ise tam parazit bitki örnekleridir. Yarı parazit bitkiler konak bitkinin sadece ksilemine emeç gönderir. Tam parazit bitkiler ise konak bitkinin hem ksilemine hem de floemine emeç gönderir.

Kan emen sivrisinek dış parazit bir hayvandır.

III. HEM OTOTROF HEM HETEROTROF CANLILAR

Azotça fakir topraklarda yaşayan bazı bitki türlerinde bu beslenme şekline rastlanır. İbrik otu (Nephentes) ve Sinek kapan (Dionea) gibi böcek yiyen bitkiler fotosentez yaparak organik besinlerini üretirler. Ancak amino asit ve diğer azotlu bileşiklerin sentezi için gereken azot tuzlarını, gereken miktarlarda topraktan karşılayamazlar. Bu nedenle hücre dışına enzim salgılayarak böceğin proteinlerini sindirirler ve elde ettikleri amino asitleri kullanırlar. Böcekçil bitkiler fotosentez yaptıkları için ototrof, amino asit ihtiyaçlarını böceklerden karşıladıkları için heterotrof özellik gösterirler.

  • Yazı Etiketleri :
  • Herbivor
  • Karnivor
  • Omnivor
  • holozoik beslenen canlılar
  • saprofit canlılar
  • mutualizm
Sanat felsefesi ve estetik
Yazıyı Oku

Sanat felsefesi ve estetik

Ahlak felsefesi ( etik )
Yazıyı Oku

Ahlak felsefesi ( etik )

Mıknatıslanma, manyetik alan, yerin manyetik alanı ve pusula
Yazıyı Oku

Mıknatıslanma, manyetik alan, yerin manyetik alanı ve pusula

Öykücülük (öykü yazma geleneği) ve öykü türleri
Yazıyı Oku

Öykücülük (öykü yazma geleneği) ve öykü türleri

Gezi yazısı (seyehatname) türünün özellikleri
Yazıyı Oku

Gezi yazısı (seyehatname) türünün özellikleri

Şiir inceleme yöntemi ve aşamaları nelerdir
Yazıyı Oku

Şiir inceleme yöntemi ve aşamaları nelerdir

Menu