Göç türleri (iç ve dış göçler), geçmişten günümüze göç hikayeleri

İç göçler, nüfusun ülke içerisinde yer değiştirmesidir. Ülke nüfusunda bir değişme olmaz ancak ülke içi nüfus dengesi bozulur. Dış göçler, bir ülkeden başka ülkelere olan göçlerdir. Dış göçler gelişmemiş ülkelerden gelişmiş ülkelere doğru olmaktadır.

Göç türleri (iç ve dış göçler), geçmişten günümüze göç hikayeleri

GÖÇ TÜRLERİ

1) İç Göçler

Nüfusun ülke içerisinde yer değiştirmesidir. Ülke nüfusunda bir değişme olmaz ancak ülke içi nüfus dengesi bozulur. İç göç hareketini; Kırdan şehire, Kırdan kıra, Şehirden şehire, Şehirden kıra olmak üzere dört grup altında ele almak mümkündür.

Ülkelerin gelişmişlik seviyelerine göre iç göç hareketinin yönü farklılık göstermektedir. Şöyle ki, ekonomik yönden gelişmekte olan ülkelerde, kırsal alanlarda geçim sıkıntısı, buna karşılık şehirlerde başta sanayi olmak üzere diğer sektörlerde iş olanaklarının kırsal alandan şehirlere doğru göçü teşvik etmektedir. Gelişmiş ülkelerde ise şehirlerden şehirlere ve şehirlerden kırlara doğru genel bir göç hareketi vardır. Ülkelerin sosyal ve ekonomik durumları ve düzenleri üzerinde etkileri önemlididr.

İç göçler sonucu nüfus, ülke sınırları içerisinde yer değiştirdiği için toplam nüfusta
artma ya da eksilme olmaz. Nüfusun dağılım dengesi ve cinsiyet dengesi, bölgeden bölgeye değişir.

İç göçler mevsimlik iç göç ve daimi iç göç olmak üzere ikiye ayrılır.

a) Mevsimlik Göçler

Yıl içerisinde, belirli dönemlerde yapılan göç hareketine mevsimlik göç denir. Genellikle tarım, yaylacılık, inşaat işleri, turizm faaliyetleri gibi ekonomik etkinlikler, mevsimlik olarak yapılan göçlerin nedenleridir.

b) Daimi Göçler

İnsanların yaşadıkları yerlerden başka yerlere, bir daha geri dönmemek üzere ve gittikleri yerlerde kalıcı olarak yerleşmek amacıyla yaptıkları göç hareketine daimi (sürekli) göçler adı verilir. Sürekli göçler gönüllü olabileceği gibi zorunlu da olabilir. Ülke içinde olabileceği gibi ülkeler arasında da olabilir.

Net göç : Belirli bir alanın aldığı göçle verdiği göç arasındaki farktır. Belirli bir alanın aldığı göç verdiğinden fazla ise net göç vardır. Net göç her ülkenin aldığı ve verdiği göç arasındaki farkı gösterir. Dünyada en çok göç alan bölgeler Kuzey Amerika ve Avrupa iken; Asya, Afrika ve Güney Amerika'daki gelişmekte olan bölgelerin çoğu dışa göç verdikleri için eksi göç hacmine sahiptirler.

İç Göçlerin Nedenleri:

Kırsal alanlardaki hızlı nüfus artışı

Miras yoluyla tarım alanlarının azalması ve ailelerin geçimini karşılayamaması

Tarım alanlarının yetersiz gelmesi ve erozyonun artması

Toprağın verimsiz hale gelmesi

Tarımda makineleşmenin artması ve buna bağlı olarak tarımsal işgücünün azalması

Kırsal kesimde iş imkânlarının sınırlı olması

Ekonomik istikrarsızlık ve sosyal problemler

Eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği

İklim ve yer şekillerinin olumsuz etkileri

Kentlerde sanayinin gelişmiş olmasından dolayı iş imkânlarının fazlalığı

Doğal afetler

2) Dış Göçler

Bir ülkeden başka ülkelere olan göçlerdir. Dış göçler gelişmemiş ülkelerden gelişmiş ülkelere doğru olmaktadır. Sürekli olabileceği gibi geçici de olmaktadır.

Dış göçlerin başlıca nedenleri:

Ekonomik nedenlerle çalışmaya gidilmesi

Doğal afetler

Savaşlar

Etnik nedenler

Sınırların değişmesi

Siyasi baskılar

Uluslararası anlaşmalarla sağlanan nüfus değişimi

Dini baskılar

Göç hareketleri gönüllü veya zorunlu bir biçimde meydana gelmektedir. Ancak tarihi olaylara bakıldığında kitlesel anlamda göçlerin çoğunlukla zorunlu nedenlere bağlı olarak gerçekleştiği görülmektedir. 4. yüzyılın ortalarında Çin'in egemenliğinden kurtulmak için batıya doğru hareket eden Hunların başlattığı Kavimler göçü, tarihte bilinen ilk büyük kitlesel göç hareketidir. Farklı bölgeler arasında gerçekleşen kitlesel göçler, yeni kentlerin ve devletlerin kurulmasına neden olurken, kıtalar arası göç ise Amerika'nın keşfi ile denizaşırı bir boyut kazanmıştır. 16. yüzyıldan itibaren Avrupa'da yaşayan birçok insan kitleler halinde okyanus ötesindeki Amerika kıtasına göç etmiş ve buraya yerleşmiştir.

New York kentinin girişinde yer alan Ellis Adası Amerikan göç tarihinin sembolik anlamı en yüksek mekânıdır. 1892 - 1924 arasında yirmi milyondan fazla göçmen "Yeni Dünya"ya buradan giriş yapmıştır. 1990'da adaya bir göç müzesi kuruldu. 1999'da ABD nüfusunun'u, yaklaşık 28 milyon kişi başka bir ülkede doğmuştu.

Yeni kıtadaki geniş topraklardaki tarım yapma olanağı ve deniz aşırı ticaretin gelişmesi insanların kitleler halinde bu kıtaya yerleşmelerine neden olmuştur. Bu durumun yanı sıra, 15. ve 18. yüzyıllarda Afrika'da yaklaşık 15 milyon insan köle olarak çalıştırılmak üzere Amerika kıtasına taşınmıştır; 19. yüzyılda milyonlarca insan Çin ve Hindistan'dan Avrupa'ya ve Amerika'ya sözleşmeli işçi olarak göç etmiş; 20. yüzyılda meydana gelen iki büyük dünya
savaşı sonucunda milyonlarca insan yurdunu terk etmek zorunda kalmıştır. II. Dünya Savaşı'ndan sonra tekrar inşa edilmeye başlayan Avrupa ülkeleri, ihtiyaç duyulan işgücü talebini karşılamak için az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerden göç kabul etmeye başlamıştır.

Vatanından ayrı yaşadığı ülke topraklarında içinde yaşadığı kültürden farklılık gösteren, yani içinde yaşadığı kültüre göre etnik azınlık sayılan insanların oluşturduğu topluluğa diaspora denir.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE GÖÇ HİKAYELERİ

a) Türklerin Orta Asya'dan Göçleri

Dünya'da hiçbir millet önemli bir neden olmadıkça yaşadığı toprakları terk edip, bir başka coğrafyaya göç etmek gereğini duymamıştır. Coğrafi, siyasi ve ekonomik nedenlerden dolayı Orta Asya Türkleri de dünyanın başka yerlerine göç etmek zorunda kalmıştır. Orta Asya'daki göçlerin yoğun olarak MÖ 1700'lerde başladığı kabul edilmekle birlikte, yapılan son araştırmalara göre bu tarihten önce de göç olaylarının yaşandığı anlaşılmaktadır.

Türk göçlerinin sebepleri şöyle sıralanabilir:

Ana yurt topraklarındaki artan nüfus nedeniyle geçim kaynaklarının yetersiz kalması, toprakların verimsizleşmesi

Orta Asya'daki olumsuz iklim değişikliklikleri,

Salgın hayvan hastalıkları,

Boylar arasındaki siyasi anlaşmazlıklar ve sonucunda yapılan savaşlar,

Dış baskılar karşısında (Çin ve Moğol baskıları) esaret altına girmektense yurtlarını terk edip yeni topraklara yerleşme arzusu,

Yeni ülkeler fethetme ve yeni yurt kurma düşüncesi.

b) Kavimler Göçü

Yurtlarındaki egemenliklerini kaybeden Hunlar, Asya'nın batı bölgelerinde yaşamaya başlamışlardı. 4. yüzyılda Hazar Denizi ile Aral Gölü arasında yaşayan Alanların topraklarını ele geçirdiler. Doğudan gelen baskılar ve kuraklık nedeniyle, batı yönündeki ilerlemeleri devam etti. Bu sırada Karadeniz'in kuzeyinde ve Doğu Avrupa'da Gotlar, Gepitler, Vandallar gibi Cermen kavimleri yaşamaktaydı. Balamir liderliğindeki Hunlar, İtil (Volga)'i geçtiler.

Hunların Karadeniz'in kuzeyine doğru gitmeleri, Gotlar, Gepitler ve Vandallar gibi Karadeniz'in kuzeyinde yaşayan kavimlerin Avrupa'nın içlerine doğru göç hareketlerini başlattı (375). Bu hareket Avrupa'nın etnik yapısını değiştirdi ve Roma İmparatorluğu'nun da parçalanmasına yol açtı. İşte, Avrupalıların Barbar adını verdikleri bu Cermen kavimlerinin korku ve panik içinde birbirlerini batıya doğru itmesiyle bir çok topluluğun yer değiştirmesi olayına kavimler göçü denir.

Kavimler Göçü, tarihteki en önemli kitlesel göç hareketlerinden biridir. Büyük Hun Devleti'nin yıkılmasıyla Türk kolları arasında mücadelelerin başlaması, iklim koşullarının değişmesiyle ortaya çıkan kuraklık ve artan nüfus nedeniyle yeni yerleşim yeri arayışları Kavimler Göçü'nün başlıca nedenleridir. Orta Asya'dan başlayan göçler çeşitli yönlere doğru olmuştur.

Çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu kavimlerin izlediği başlıca göç yolları şunlardır:

Kuzeye gidenler Sibirya'ya,

Doğuya gidenler Çin ve uzak doğu ülkelerine,

Güneye gidenler Hindistan, Afganistan ve Çin'e

Batıya gidenlerin bir kısmı Hazar Denizi'nin kuzeyinden Avrupa'ya bir kısmı da Hazar Denizi'nin güneyinden

İran, Irak, Suriye, Mısır ve Anadolu'ya göç etmişlerdir.

c) Yeni Dünya'ya Göçler

Haçlı seferleri sonrasında pusulayı öğrenen Avrupalı denizciler 15. yüzyılın sonlarından itibaren açık denizlere açılarak büyük keşifler yapmışlardır. Bu denizcilerin başında Kristof Kolomb, Macellan ve Vasco dö Gama gelmektedir. Keşfedilen kıtalardaki zenginlikleri duyan Avrupalılar başta Amerika olmak üzere Hindistan, Afrika ve Okyanusya'ya yayılarak
büyük sömürge kolonileri kurdular.

Bu devletlerden İngilizler; Kuzey Amerika, Hindistan, Yeni Zelanda ve Afrika'nın çeşitli kesimlerinde, Fransızlar; Kuzey Amerika, Güney Amerika'nın kuzeyinde ve Afrika'da, İspanyollar; Brezilya hariç Güney Amerika'da Portekizliler; Brezilya ve Afrika'da koloniler kurmuşlardır. Yeni Dünya olarak adlandırılan Amerika'ya yapılan bu göç hareketi 19. yüzyılda büyük bir hız kazanmıştır. Bunda Sanayi Devrimi ile birlikte teknoloji ve ulaşım olanaklarının gelişmesinin etkisi vardır. Bu yüzyılda Avrupalı göçmenlerin çoğu siyasi baskılardan kaçmak, dinsel inançlarını özgürce yaşamak, ülkelerinde kendilerine tanınmayan fırsatlardan yararlanmak ve macera arayışı gibi nedenlerle Amerika'ya göç etmişlerdir.

Yeni Dünya'ya yapılan göçler, insanlık tarihinin ilk ve en büyük kıtalararası göç hareketidir.

d) Mübadele Göçleri

Bir antlaşmanın esaslarına dayanılarak yapılan, ülke nüfuslarının karşılıklı olarak yer değişmesi ile oluşan göçlerdir.

Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye ile Yunanistan arasında nüfus mübadelesi protokolü imzalanmıştır. Bu protokol ile İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türkleri kapsamıştır. Bu protokol ile Yunanistan'dan 400.000 Türk Türkiye'ye, buna karşılık Türkiye'den 150.000 Rum Yunanistan'a gitmiştir. Bu göçler Romanya ile Bulgaristan, Hindistan ile Pakistan arasında da olmuştur. Bu göçler insanların gönüllü olarak yaptıkları göç hareketleri olmayıp, zorunlu göçlerdir.

Dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm gören veya göreceği korkusu ve endişesi taşıyan, bu sebeple ülkesinden ayrılan/ayrılmak zorunda bırakılan ve korkusu nedeniyle geri dönemeyen veya dönmek istemeyen, iltica ettiği ülke tarafından endişeleri haklı bulunan kişilere mülteci denir.

e) İşçi Göçleri

Ekonomik gelişmenin yavaş olduğu ülkelerde iş olanaklarının az olması, bu imkânların geliştiği ülkelere ve bölgelere doğru göçlere neden olmaktadır. İşsizlik nedeniyle yapılan göçlere işgücü göçü denir. İşgücü göçleri mevsimlik, kısa süreli veya uzun süreli olabilir.

II. Dünya Savaşı'nda ekonomisi büyük zarar gören Almanya, Belçika, Avusturya ve Fransa gibi Avrupa ülkeleri savaştan sonra ekonomilerini yeniden canlandırmak için 1952 - 1954 yılları arasında ciddi bir kalkınma hamlesi başlatmıştır. Ancak çalışma çağındaki nüfusunun önemli bir bölümünü savaşta kaybettikleri için işgücü açığı ortaya çıkmıştır. Bu ülkeler, işgücü açığını kapatmak için Portekiz, Yunanistan, İspanya ve Türkiye gibi ülkelerden işçi göçü almaya başlamıştır. Kuzey Afrika'da yer alan eski Fransız sömürgesi olan Cezayir, Fas ve Tunus gibi ülkeler Fransa'ya işçi göçü vermişlerdir. Türkiye'den Avrupa ülkelerine ilk işçi göçü 1958 – 1961 yılları arasında yaşanmıştır.

Türkiye ile Almanya arasında 1961 yılında işçi göçü yapılmıştır. Daha sonra Hollanda, Fransa, Avusturya gibi diğer Avrupa ülkeleriyle benzer anlaşmalar yapılmıştır. Ülkemizde, önceleri Avrupa ülkelerine yapılan göçlere 1980'li yıllarda Arap ülkeleri 1990'lı yıllarda Rusya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'ne doğru göçler olmuştur.

f) Doğal Afetlerin Neden Olduğu Göçler

Deprem, sel, kuraklık, volkanik püskürmeler gibi doğal afetlerin neden olduğu göçlerdir. Göçlere neden olan doğal afetlerin başında kuraklık gelir. İklim değişiklikleri nedeniyle meydana gelen kuraklık insanların yaşamını zorlaştırdığı için göçe neden olur. 4. ve 5. yüzyıllarda Hunlar ve Moğollar kuraklık nedeniyle Orta Asya'dan göç etmişlerdir.

Deprem de, göçe neden olan doğal afetlerdendir. 17 Ağustos 1999 Marmara depreminden sonra bölgede yaşayan insanların bir kısmı başka bölgelere göç etmişlerdir. Heyelan ve toprak kaymaları da, can ve mal kayıplarına neden olan doğal bir afettir. Buralarda geçinemeyen insanlar göç etmek zorunda kalırlar. 1994 yılında Kırgızistan'da toprak kaymaları nedeniyle 270 000 kişi göç etmiştir. 1988 Erivan depreminde 500 bin Ermeni Rusya ve Ukrayna'ya göç
etmiştir. Aral Gölü çevresinde yaşanan çevre felaketi. Sahra altı Afrika'da yaşanan kuraklık ve Çad Gölü'nün kuruması.

2005 Aralık ayındaki büyük Pakistan depremi doğal afetlerin neden olduğu göçlere örnek olarak gösterilebilir. Aral Gölü'nün kurumaya yüz tutması da bu bölgedeki insanları göçe zorlayabilir.

g) Beyin Göçü

Bir ülkede, bilim ve tekniğin gelişmesine katkıda bulunabilecek kişilerin daha iyi bir ücret, daha iyi bir çalışma ortamı olanakları nedeniyle daha gelişmiş ülkelere göç etmesine beyin göçü denir. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin nitelikli kişilerinin sanayileşmiş ülkelere gitmesidir. Örneğin II. Dünya Savaşı sırasında Alman bilim adamlarının ABD'ye göçü bu türdendir. Göç veren ülkeler açısından en büyük kayıp olarak değerlendiren göçtür.

Ekonomisi gelişmemiş ülkelerin yüksek paralar harcayarak yetiştirdiği elemanlar ellerinden kaçmaktadır. Ülkeler arasında gelişmişlik farkının artmasına neden olmaktadır. Zor şartlarda yetiştirdikleri kaliteli elemanları kaybeden gelişmekte olan ülkelerin kalkınmaları yavaşlamaktadır. Özellikle beyin göçü 1960'lı yıllardan itibaren artmaya başlamıştır.

Türkiye beyin göçü en fazla olan 34 ülke içinde 24. sırada yer almakta olup, maalesef iyi eğitim gören yüz kişiden 59'unu kaybetmektedir. Beyin göçü Dünyada'da önemli bir sorundur. Beyin göçü Dünyada'da önemli bir sorundur. Beyin göçünün fazla verildiği ülkeler arasında Hindistan, Pakistan, Birleşik Devletler Topluluğu, Çin, Filipinler, Cezayir, Fas, Tunus, İran, Mısır, Nijerya, Türki Cumhuriyetler'de vardır. Önemli ölçüde beyin göçü alan ülkeler arasında ABD, Kanada, Avustralya, Güney Afrika, Almanya, Fransa gibi ülkeler vardır.

Doktor, mühendis, ekonomist, sanatçı v.b. alanında iyi yetişmiş insanların göç etmesi, ülkemizde de önemli bir sorundur. Bazı ülkeler beyin göçü alırken aynı zamanda beyin göçü verebilir. Kanada bunun en iyi örneğidir. Ülkemize de son yıllarda bazı Orta Asya devletlerinden az sayıda yetişmiş insan gelmektedir. Avrupa ve ABD'de çok sayıda Türk uzman çalışmaktadır bu da ülkemiz için bir kayıptır. Beyin göçünün başlıca nedenleri:

İşsizlik.

Kültürel emperyalizmin ürünü olarak "özenti".

Eğitime uygun iş bulamamak.

Daha yüksek bir yaşam standardına kavuşmak arzusu.

Yapılan işin takdir edilmemesi.

Kötü çalışma koşulları.

Araştırma yapamamak.

Siyasal sorunlar (etnik dışlanma, siyasal istikrarsızlık, vb.).

Sosyal sorunlar (örneğin kan davası).

Yolsuzluk - güvensizlik.

  • Yazı Etiketleri :
  • mevsimlik - daimi göçler
  • dış göçler
  • beyin göçü
  • mübadele göçleri
  • yeni dünyaya göçler
Türkiye'nin platoları (aşınım, tabaka düzlüğü, lav, karstik platolar)
Yazıyı Oku

Türkiye'nin platoları (aşınım, tabaka düzlüğü, lav, karstik platolar)

Türkiye'nin dağları (orojenik ve volkanik hareketlerle meydana gelen dağlar)
Yazıyı Oku

Türkiye'nin dağları (orojenik ve volkanik hareketlerle meydana gelen dağlar)

Türkiye arazisinin jeolojik değişimi
Yazıyı Oku

Türkiye arazisinin jeolojik değişimi

Türkiye'deki yer şekillerinin temel özellikleri ve dağılışı
Yazıyı Oku

Türkiye'deki yer şekillerinin temel özellikleri ve dağılışı

Türkiye'nin coğrafi konumu ve etkileri
Yazıyı Oku

Türkiye'nin coğrafi konumu ve etkileri

Levha hareketlerinin sonuçları
Yazıyı Oku

Levha hareketlerinin sonuçları

Menu