Hristiyan felsefesi, Hristiyan felsefesinin genel özellikleri ve düşünürleri

Hristiyan Felsefesi, Hristiyanlık dininin ortaya çıkışıyla başlayan ve 15. yüzyıla kadar geçen sürede Batı Felsefesi için kullanılan bir adlandırmadır. Bu dönemde felsefe ile birlikte bilim dışlanmıştır. Felsefe ve bilim merkezleri bir bir kapatılmıştır.

Hristiyan felsefesi, Hristiyan felsefesinin genel özellikleri ve düşünürleri

HRİSTİYAN FELSEFESİ

Hristiyan Felsefesi, Hristiyanlık dininin ortaya çıkışıyla başlayan ve 15. yüzyıla kadar geçen sürede Batı Felsefesi için kullanılan bir adlandırmadır. Bu dönemde felsefe ile birlikte bilim dışlanmıştır. Felsefe ve bilim merkezleri bir bir kapatılmıştır. Örn; 5. yy'da İskenderiye Kütüphanesi bilimsel ve felsefi çalışmaların Hristiyan düşüncesine zarar verdiği gerekçesiyle yakılmıştır. Benzer gerekçelerle 6. yy'da Yunan Akademisi de kapatılmıştır.

Bu dönemde amaç yeni bilgiler oluşturmak değil kutsal olanı anlamaya çalışmaktır. Hristiyan Felsefesi 2 temel dönemle sınıflandırılır:

  1. Patristik Dönem
  2. Skolastik Dönem

1. Patristik Dönem

İlk dönem Hristiyan felsefesidir. (M.S 2.yy- M.S 8.yy) Bu dönem Hristiyan filozofları aynı zamanda din adamlarıdır ve "Kilise Babaları" olarak adlandırılırlar. Tertullian, Cellemens, Augustinus, bunların önde gelenleridir. Akılla dini açıklama çabaları vardır.

2. Skolastik Dönem

8. yy'dan 15. yy'a kadar olan 2. dönem Hristiyan felsefesidir. Skolastik felsefe dogmatiktir. Bu felsefede kişisel görüş, tartışma ve kuşkuya yer yoktur. Kutsal kitaplarda ve dini otoritelerde insanın merak ettiği her sorunun yanıtı bulunabilir. Bologna ve Oxford üniversiteleri bu geleneğin öncüsü olan yerlerdir. Anselmus,Thomas Aquinas, Ockhamlı William önde gelen filozoflardır.

HRİSTİYAN FELSEFESİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

Din merkezli düşünce görülmüştür. Ele alınan problemlerin tümü dinseldir. (Tanrının varlığı, akıl-inanç ilişkisi, dine uygun davranış..)

Filozoflar aynı zamanda din adamlarıdır, kullanılan dil Latincedir.

Akıl ile dinin temellendirilmesi yapılmaya çalışılmıştır.

İnancın bilgiyi mümkün kıldığı düşüncesi egemendir.

Tanrı'nın varlığı kanıtlanmaya çalışılmıştır.

Kutsal metinlerin doğruluğu merkeze alınmıştır. Bilim, din ve felsefe çatışması ortaya çıktığı zaman Kilise kutsal kitapta yazılanların dışındaki her türlü düşünceyi reddetmiştir.

Eleştiriye izin verilmemiştir. Farklı düşüncede olanlar ve eleştirilerini dile getirenler cezalandırılmıştır.

HRİSTİYAN FELSEFESİ DÜŞÜNÜRLERİ

hristiyan felsefesi ve özellikleri

Augustinus : (354 - 430)

Pagan (Putperest) bir baba ile Hristiyan bir annenin çocuğu olarak Thagaste (Cezayir'in, Tunus sınırı)'de dünyaya gelmiştir. Gençliğinde çeşitli felsefi ve dini akımların etkisinde kalmıştır. Cicero'nun şimdi kayıp olan eseri Hortensius'u okuduktan sonra hakikati aramaya başlamış, felsefe ve Hristiyan düşüncesine eğilimi ortaya çıkmıştır. Thageste'de küçük bir manastır kurmuş, 396'da Hippo piskoposu olmuştur.

a. Tanrı Anlayışı:

"İnanmadıkça anlamayacaksın!" İnsan önce inanmalı sonra bilmeli. Dolayısıyla önce iman etmek, sonra da iman edileni anlamak için çaba göstermek gerekir. Bilinmesi istenen şeye önce inanmak, onun daha iyi bilinmesine neden olacaktır.

Augustinus'a göre insan aklı, kendi başına bırakıldığında hakikate ulaştıran bir etkinlik gerçekleştiremez. Bu nedenle aklın birincil görevi olan bilmek, inanmaktan sonra gelmelidir. Aklı terbiye eden imandır.

Tanrı, Augustinus'a göre hakikatin kendisidir. Hakikatin aklımızda yer alması, onun aynı zamanda içimizdeki varoluşunu anlatmaktadır. Eğer hakikat içimizdeyse o zaman Tanrı da içimizde demektir.

Tanrı, varoluşundaki özellikler nedeniyle bizi aşan bir yapıdadır. Bu yapı itibarıyla da bizi, akıllarımızı yönetmekte; doğru düşünmenin yollarını göstermektedir. Bu yüzden Tanrı'nın insan aklının ürettiği bir kavram olması imkansızdır.

Tanrı ezeli ve ebedi bir varlıktır. Bütün evreni ideaları aracılığıyla yaratmıştır. Tanrı'nın dışında var olan her şey Tanrı'dan gelmektedir.

b. Ahlak Anlayışı ve Kötülük Problemi:

Augustinus'a göre her şeyi ve herkesi bir arada tutan, Tanrı'ya yönelten en önemli kavram sevgidir.

"Hepimiz kesinlikle mutlu olmayı isteriz." Mutluluk, Augustinus'un eserlerinin tümünde merkezde yer almaktadır.

Augustinus, Tanrı'nın her zaman iyiyi emrettiğini ama insana irade vermek suretiyle iyiyi veya kötüyü seçme özgürlüğünü de tanıdığını belirtir. Kötülük, irade zayıflığından kaynaklanır. Hz. Adem'in bile yasaklanan bir şeye el uzatması sonucunda cennetten kovulduğuna işaret ederek Tanrı'nın insanı kukla olarak yaratmadığını belirtir. Bu açıdan kötülük problemi aynı zamanda kader ve özgür irade problemiyle yakından ilişkilidir.

Hristiyan inancına göre insan, işlediği ilk günahtan dolayı dünyaya düşmüştür. Kendi başına bırakılmış bir irade, tutkularının esiri durumundadır. İnsanın seçme özgürlüğü elbette vardır. Ancak insan, bu özgürlüğü yapması gerekli olan şeyleri yapmak adına kullanamaz. Çünkü insan ilk günah nedeniyle özgürlüğünü kaybetmiştir ve onu yeniden elde etmek için mutlaka Tanrı'nın lutfuna ihtiyaç duyacaktır.

c. Devlet Anlayışı:

Aziz Augustinus, devleti "Yeryüzü Devleti" ve "Tanrı devleti" olarak ikiye ayırır. Augustinus, insanın yeryüzü devletinde gerçek adaleti hiçbir zaman bulamayacağını iddia eder. Çünkü insan bu devlette sadece kendi nefsini ve beliğini yüceltir. Ona göre, gerçek adalet ancak kurucusu ve yöneticisinin İsa olduğu Tanrı devletinde ortaya çıkabilir. Tanrı Devletinde insan kendini aşarak Tanrının sevgisine ulaşmaya çalışır. Bu sevgi onu ebedi ve gerçek mutluluğa götürür. Yeryüzü devleti kötü ve bozuk bir yönetim iken Tanrı devleti ya da gökyüzü devleti iyi bir yönetimdir. Yeryüzünü sevenler, tutku ve duyusal isteklerinin peşinden giderek yeryüzü devletini oluştururlar. Oysa ruhsal isteklerini dinleyerek Tanrıyı sevenler gökyüzü devleti olan Tanrı devletinde birleşeceklerdir.

Augustinus'un bu devlet tasarımı bütün Ortaçağ düşüncesini temsil eden bir devlet tasarımı olmuştur. Bu türden bir düşüncede yeryüzü devletinin, Kilise karşısında bir üstünlüğü yoktur. Bu anlayışa göre Tanrı-devleti ideal bir model oluştururken, yeryüzü devleti kötü yönetim örneğidir. Tanrı-devleti kalıcıdır, oysa yeryüzü devleti geçicidir. Daha da önemlisi Kilise, Tanrı devletinin yeryüzündeki temsilcisi olarak, yeryüzü devleti karşısında mutlak bir üstünlüğe sahiptir.

hristiyan felsefesi ve özellikleri

Anselmus : (1033 - 1109)

İtalya'nın kuzeyindeki Aosta'da Roma asilzadesi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Anselmus, bu yüzden bazı zamanlar Aostalı Anselmus olarak da anılmaktadır. 1093'den sonra İngiltere'de Canterbury başpiskoposluğu yapmış ve orada ölmüştür.

a. Tanrı Anlayışı:

Augustinus'un düşüncelerinden etkilenen ve kendisine ikinci Augustinus da denen Anselmus, Hz. İsa'nın öğretisinden yola çıkarak yalnızca akıl yürütme ile Tanrı'nın varlığını ve onun sıfatlarını kanıtlamaya çalışır. Tanrı'nın varlığına ilişkin ontolojik kanıtıyla tanınır.

"Anlamak için inanıyorum." tavrının başlatıcısıdır. İnancı akıl ile temellendirmeye çalışmıştır. Anselmus'a göre inancın öğrettiği her şey akılla kanıtlanabilir. Tanrı'nın varlığı ister kabul edilsin ister kabul edilmesin herkesin zihninde bir Tanrı kavramı vardır. Düşüncede var olmak gerçeklikte de var olmak demektir. Var olmak, mükemmellik içermektedir. Her var olan bu mükemmelliğini en yüksek derecede mükemmelliğe sahip olandan almaktadır ve o da Tanrı'dır. Tanrı en yetkin varlıktır. Böylece Tanrı'nın varlığını kabul etmek zorunludur.

Anselmus Tanrı kanıtlamasında Augustinus'u takip etmiştir. Augustinus Tanrıyı tarif ederken kendisinden daha iyisi düşünülemeyecek olan Tanrı hem akılda hem gerçeklikte vardır demiştir. Kanıtlama akılda başlar ve ilahi aydınlanmanın yardımıyla devam eder.

hristiyan felsefesi ve özellikleri

Thomas Aquinas : (1225 - 1274)

Skolastiğin ilk döneminde "anlamak, kavramak için inanıyorum" anlayışı hâkimdi .Thomas ise bu anlayışa karşı çıkarak dini doğrularla aklın iki ayrı bilgi kaynağı olduğunu ileri sürmüştür. Her iki bilgi kaynağı bizlere farklı farklı şeyler öğretir. Dolayısıyla inanma ve bilme kavramları aynı şey değildir; birbirlerini ancak kısmen karşılayabilirler. İnanç, akla aykırı olmamakla birlikte aklın sınırlarını ve kavrama gücünü aşmaktadır. Thomas için bilgi, insana sadece en yüksek ışığı benimseyip anlaması için ön koşulları sağlar. Nitekim Thomas için bilginin yönelip yükselebileceği en yüksek nokta "Tanrı'yı bilmek"tir.

a. Tanrı Anlayışı:

Varlığı Zorunlu ve Zorunsuz olarak ikiye ayırır. Zorunlu Varlık; varoluşu için kendisinden başka hiçbir nedene gereksinim duymayan varlıktır. Bu varlık, bütün var olanların nedenidir. Bu varlık Tanrı'dır. Zorunsuz Varlık; Tanrı tarafından yaratılan tüm varlıklardır.

Thomas Aquinas, Tanrı kanıtlamasında Tanrı'nın özünü değil, O'nun etkileri üzerinden giderek Tanrı'yı kanıtlamaktadır. Bu kanıtlama türüne "Kozmolojik Tanrı Kanıtlaması" denir. Bu kanıtlamaya göre içinde yaşadığımız nesnel evrende, her şey bir başka şeyle mümkündür. Tüm bu var olan nesneleri mümkün kılana geri gittiğimizde, hiçbir şeyin var olmadığı bir zamandan söz edebiliriz. İşte orada var olmak zorunda olan bir varlık
vardır. O, Tanrı'dır.

b. Ahlak ve Toplum Anlayışı :

Thomas'ın ahlak öğretisi akılcıdır. Ahlak, akla uygun iradenin neden olduğu eylemlerle ilgilidir. Eylemin ölçüsü veya kuralı AKIL'dır. Akıl bizim iyiye yönelmemizi, kötüden de kaçınmamızı buyurur.

  • Yazı Etiketleri :
  • hristiyan felsefesi
  • tanrı anlayışı
  • hristiyan felsefesi düşünürleri
20. yüzyıl felsefesi, özellikleri, öne çıkan akımlar ve düşünürleri
Yazıyı Oku

20. yüzyıl felsefesi, özellikleri, öne çıkan akımlar ve düşünürleri

18. - 19. yüzyıl felsefesi (aydınlanma felsefesi), genel özellikleri ve düşünürleri
Yazıyı Oku

18. - 19. yüzyıl felsefesi (aydınlanma felsefesi), genel özellikleri ve düşünürleri

Rönesans felsefesi, rönesans felsefesinin görüşleri, öne çıkan düşünürleri
Yazıyı Oku

Rönesans felsefesi, rönesans felsefesinin görüşleri, öne çıkan düşünürleri

İslam felsefesi, genel özellikleri, felsefi görüşler ve düşünürleri
Yazıyı Oku

İslam felsefesi, genel özellikleri, felsefi görüşler ve düşünürleri

İlk çağ ile orta çağ felsefesinin temel farklılıkları, orta çağ felsefesi
Yazıyı Oku

İlk çağ ile orta çağ felsefesinin temel farklılıkları, orta çağ felsefesi

Sanat felsefesi ve estetik
Yazıyı Oku

Sanat felsefesi ve estetik

Menu