Türkiye'nin iklim elemanları

Dar bir alanda ve kısa sürede havanın durumunu, geniş bir alanda uzun sürede iklim özelliklerini belirleyen atmosfer koşullarına iklim elemanları adı verilir. İklim elemanları sıcaklık, basınç, rüzgarlar, nem ve yağıştır.

Türkiye'nin iklim elemanları

Türkiye'nin iklim elemanları

Dar bir alanda ve kısa sürede havanın durumunu, geniş bir alanda uzun sürede iklim özelliklerini belirleyen atmosfer koşullarına iklim elemanları adı verilir. İklim elemanları sıcaklık, basınç, rüzgarlar, nem ve yağıştır.

1. Türkiye'de Sıcaklık

Türkiye'de sıcaklığın dağılışını, kuzey - güney doğrultusunda enlem farkı, batı - doğu doğrultusunda denizden uzaklık ve yükseltinin artması etkiler. Kıyılarımızda nemin fazla olması nedeniyle yıllık sıcaklık farkı az iken, iç kesimlerde karasallığın etkisiyle kışlar soğuk, yazlar sıcak geçmekte bu da bölgeler arasında sıcaklık farkını arttırmaktadır.

Doğu Anadolu Bölgesi'nde yükseltiden dolayı bu fark daha da fazla olmaktadır. Türkiye'de sıcaklık,
kıyılarda enlem farkına, iç kesimlerde ise denizden uzaklık, yükselti, yer şekilleri gibi faktörlere bağlı olarak değişir.

a. Yıllık Ortalama Sıcaklık Dağılışı

Türkiye'nin yıllık ortalama sıcaklık haritası incelendiğinde şu sonuçlar görülmektedir.

  • Yıllık sıcaklık ortalaması 20 °C ile 4 °C arasındadır.
  • En düşük yıllık ortalama sıcaklıklar, Kuzeydoğu Anadolu'da (Erzurum - Kars Platosu) görülür (nedeni yükselti ve karasallık).
  • En yüksek yıllık ortalama sıcaklıklar, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin güneyi ile Ege ve Akdeniz kıyılarında görülür (nedeni enlem etkisi).
  • Bütün kıyı bölgelerindeki yıllık sıcaklık ortalamaları, iç bölgelerden daha yüksektir.
  • En yüksek sıcaklıklar ile en düşük sıcaklıklar arasındaki fark 8 °C'den fazladır.
  • Sıcaklık genel hatlarıyla güneyden kuzeye doğru gidildikçe azalmaktadır (nedeni enlem etkisi).
  • Sıcaklık kıyıdan uzaklaştıkça azalır (nedeni yükselti ve karasallık).

b. Ocak Ayındaki Ortalama Sıcaklık Dağılışı

Türkiye'nin ocak ayı izoterm haritası incelendiğinde şu sonuçlar görülmektedir.

  • Türkiye'de ocak ayında sıcaklık ortalamaları -12 °C ile 10 °C arasındadır.
  • En düşük sıcaklıklar, Doğu Anadolu Bölgesi'ndedir. Özellikle Erzurum - Kars ve Hakkâri yöreleridir (nedeni yükselti ve karasallık).
  • En yüksek sıcaklıklar, Akdeniz ve Ege kıyılarında görülür. (nedeni enlem ve denizellik).
  • Kıyı şeridi boyunca kuzeye doğru gidildikçe sıcaklık azalır. (nedeni enlem).
  • İç bölgelerde sıcaklık kıyı bölgelerden düşüktür. (nedeni yükselti ve karasallık).
  • İç bölgelerde yükseltiden dolayı doğuya doğru gidildikçe sıcaklık azalmaktadır.
  • Ocak ayında kıyı ile iç kesimler arasında sıcaklık farkı çok belirgindir (nedeni yükselti ve karasallık).

c. Temmuz Ayındaki Ortalama Sıcaklık Dağılışı

Türkiye'nin temmuz ayı izoterm haritası incelendiğinde şu sonuçlar görülmektedir.

  • Türkiye'de temmuz ayında sıcaklık ortalamaları 17 °C ile 35 °C arasındadır.
  • Enlem faktörüne bağlı olarak sıcaklıklar güneyden kuzeye doğru azalmaktadır.
  • En düşük sıcaklıklar, Doğu Anadolu Bölgesi'dir. Özellikle Erzurum - Kars ve Hakkâri yöreleridir (nedeni yükselti).
  • En yüksek sıcaklıklar, Güneydoğu Anadolu'nun güneyinde görülür. Bu durumun nedeni karasallık ve Samyeli rüzgârlarının etkisinden kaynaklanmaktadır.
  • Bu dönem Akdeniz ve Ege bölgelerinde de sıcaklıklar yüksektir.
  • Batıdan doğuya doğru gidildikçe sıcaklık azalır. (nedeni yükselti).
  • Bu dönemde Türkiye'nin kuzeyi ile güneyi arasında sıcaklık farkı 10 °C civarındadır.

d. Türkiye'de Don Olayı ve Önemi

Meteorolojik olarak don olayı, hava sıcaklığının 0 °C'ın altına düşmesi sonucu suyun katılaşarak buz hâline geçmesidir. Donlu gün ise gün içinde bir kez dahi olsa, sıcaklığın 0 °C'ın altına düştüğü gündür. Donlu günler sayısı kadar don olayının süresi ve şiddeti de çok önemlidir.

Türkiye'de don olayları en çok Kuzeydoğu Anadolu'da gerçekleşir. Bu durumun nedeni yükselti ve karasallığın etkisidir. Erzurum-Kars yöresinde donlu gün sayısı, 180 günden fazladır. Bu yörede yılın ilk don olayları, eylül ortalarına doğru başlar. Geç veya son don olayları ise haziran ayı ortalarında son bulur.

Türkiye'de don olaylarının en az görüldüğü yerler ise Batı Akdeniz kıyılarıdır. Bu durumun nedeni denizelliğin etkisidir. Batı Akdeniz'de don olaylarının görüldüğü dönem, ocak ayı başından şubat ayı sonuna kadar 2 aylık dönemdir. Bu yöredeki don olaylarının çoğu birkaç saat gibi kısa sürelidir. İç Anadolu'daki donlu günler sayısı bu alanlara göre daha fazladır. İç Anadolu'daki don olayları, Kuzeydoğu Anadolu'dan 1 ay kadar sonra başlar ve 1 ay kadar erken sona erer. Anlaşılacağı gibi iç kesimlere ve doğuya doğru gidildikçe, don olayları erken başlamakta ve geç sona ermektedir.

En zararlı donlar, beklenmedik zamanda meydana gelen ilk ve son don olaylarıdır. İlk donlar ocak ayında Akdeniz ikliminin görüldüğü yerlerde zararlı olur. Son donlar ise İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde zarara yol açar. Mayıs ve haziran aylarında görülen bu donlar, sebze ve meyve üretiminin azalmasına yol açar. Don olayları her ülke için olduğu gibi Türkiye için de çok önemlidir.

Tarım başta olmak üzere yerleşme ve ulaşım gibi birçok insan etkinliklerini yakından ilgilendirir. Özellikle beklenmeyen zamanda meydana gelen ilk donlar, sebze ve meyve üretimimizi önemli ölçüde azaltır. Don olaylarına karşı dayanıksız olan zeytin, turunçgiller, incir, muz vb. bir çok tarım ürünü, iç bölgelerde yetişmez. Don olayları, ulaşımı da olumsuz önemli ölçüde etkiler; trafik kazalarına neden olur, ulaşımı güçleştirir.

2. Türkiye'de Basınç ve Rüzgârlar

Türkiye'de iklimlerin biçimlenmesinde sıcaklık ve yağışın yanı sıra basınç ve rüzgârların da önemli etkisi vardır. Çünkü rüzgârlar estikleri yerlerde ve zamanlarda sıcaklığı ve yağışı etkilemektedir. Rüzgârlar, kendilerini oluşturan hava kütlelerinin özelliklerine göre gittiklere yerlere sıcaklık, serinlik ve nem getirirler. Bazen de oradaki havanın nemini azaltırlar.

Atmosferdeki gazların yer çekimi etkisiyle yeryüzüne doğru bir baskısı olur. Buna atmosfer basıncı adı verilir. Türkiye'de atmosfer basıncı, sıcaklık ve hava hareketlerine bağlı olarak yıl boyunca değişmektedir. Orta enlemlerde yer alan Türkiye, genellikle kuzeyindeki kutupsal hava kütlesi ile, güneyindeki tropikal hava kütlesinin etkisi altında kalır. Bunların yanısıra orta enlemlerde etkili olan gezici alçak basınç merkezleri de Türkiye'nin hava olaylarını etkiler.

Kış mevsiminde Sibirya üzerindeki kutupsal hava kütlesinin etki alanı genişler. Hazar Havzası'ndan Doğu Anadolu ve İç Anadolu bölgelerine doğru sokulur. Buna Anadolu'nun karasallığı da eklenince, iç bölgeler uzun süre yüksek basınç alanı hâline gelir. Bu sırada Karadeniz ve özellikle Akdeniz, alçak basınç merkezi durumundadır. Yüksek basıncın güçlü olduğu dönemlerde iç kesimlerde gökyüzü açık, havadaki nem oranı düşüktür. Bu durum ayaz etkisi yaratır. Bunlara bağlı olarak yağış az, hava çok soğuk, günlük sıcaklık farkları fazla olur. Kıyı bölgelerinde ise hava daha ılık ve daha yağışlıdır.

Sibirya yüksek basınç merkezinin zayıfladığı dönemlerde, Anadolu'ya gezici alçak basınçlar sokulur. Genellikle İzlanda alçak basınç merkezinden doğan bu gezici basınç merkezleri batıdan sokulur. Anadolu'yu etkileri altına alırlar. Hava sıcaklığının yükselmesine ve yağışlara neden olurlar. Bu basınç özelliklerinin etkisi altında kış mevsiminde rüzgârlar genellikle iç kesimlerden kıyılara doğru eser. Akdeniz kıyılarında kuzey, Karadeniz kıyılarında ise güney yönlü rüzgârlar hâkimdir. Kuzey Anadolu Dağları'nı aşabilen rüzgârlar kıyılarda fön etkisi yapar. Bu dönemde iç bölgelerde rüzgârlar daha zayıftır.

Türkiye'yi etkileyen yüksek basınç merkezleri Türkiye'yi etkileyen alçak basınç merkezleri
Sibirya
Asor
Balkanlar
Afrika kuzeyi
Akdeniz batısı
İzlanda
Basra
Karadeniz doğusu
Akdeniz doğusu

Yaz mevsiminde Türkiye'de basınç özellikleri değişim gösterir. Anadolu hemen tümüyle güneyindeki tropikal hava kütlesinin etkisi altına girer. Bu mevsimde Türkiye Asor yüksek basınç merkezi ile Basra ve Doğu Akdeniz üzerinde beliren güçlü alçak basınç merkezlerinin etkisi altındadır. Gezici alçak basınçların bu dönem etkileri azalmıştır. Bu nedenle yaz süresince hava koşulları kışa oranla daha düzenli bir gidiş gösterir. Bu basınç merkezlerinin etkisiyle de yaz mevsiminde hemen bütün Türkiye'de kuzey sektörlü, özellikle de kuzeydoğu ve kuzeybatı yönlü rüzgarlar hakimdir.

A. GÜNLÜK RÜZGARLAR

Gün içinde ısınma farklılığına bağlı olarak meydana gelen yerel basınç merkezleri arasında oluşan rüzgârlardır. Özellikle kara ile deniz; dağ ile vadi arasında ortaya çıkar. Türkiye'de bu rüzgârlara meltem adı verilir. Meltemlerin estikleri alanlar dar, esme süreleri kısa ve kısa sürede birbirinin tersi yönünde eserler. Özellikle yaz döneminde etkili olan bu rüzgârların esme hızı 2 ile 10 metre arasında değişir. Kara ve denizlerin, dağ ve vadilerin gün içinde farklı ısınma ve soğumalarından oluşan rüzgârların başlıcaları şunlardır:

1- Deniz - kara meltemleri, kara ve denizlerin gün içinde farklı ısınması ve farklı soğumasına bağlı olarak oluşan yerel rüzgârlardır.

Gündüz, kara hemen ısındığı için alçak basınç alanına, denizler geç ısındığı için yüksek basınç alanına dönüşür. Bunun sonucunda rüzgâr denizden karaya doğru eser. Oluşan rüzgâra deniz meltemi denir.

İzmir ve çevresinde deniz meltemine imbat adı verilir.

Gece, kara çabuk soğuduğundan yüksek basınç alanına, deniz daha sıcak olduğundan alçak basınç alanına dönüşür. Bunun sonucunda rüzgâr karadan denize doğru eser. Oluşan rüzgâra kara meltemi denir.

2- Dağ - vadi meltemleri, yüksek yerlerle ve alçak yerlerin gün içinde farklı ısınması ve farklı soğumasına bağlı olarak oluşan yerel rüzgârlardır. Uludağ, Erciyes Dağı, Ağrı Dağı, Nemrut Dağı, Süphan Dağı'nda bu tür meltemler eser.

Gündüz, yüksek yerler çabuk ısınır ve alçak basınç, soğuk olan çukur vadilerde ise yüksek basınç oluşur. Bunun sonucunda rüzgâr vadi içlerinden dağın yamacı boyunca eser. Dağlara doğru oluşan rüzgârlara vadi meltemi denir.

Gece, yüksek yerler daha çabuk soğur ve yüksek basınç, alçak yerler geç soğur ve alçak basınç alanına dönüşür. Bunun sonucunda rüzgâr dağın yamaçlarından vadi içlerine doğru eser. Dağlardan vadilere doğru oluşan rüzgârlara dağ meltemi denir.

B. YEREL RÜZGARLAR

Yerel rüzgârlar, ülkemizi etkisi altına alan basınç merkezleri veya topoğrafik özelliklerden kaynaklanır. Genellikle geldiklere yönlere göre isim alırlar. Türkiye'de görülen başlıca yerel rüzgârlardan kışın kuzey sektörlü olanlar; karayel, yıldız, poyraz ve etezyen, yazın güney sektörlü olanlar ise lodos, kıble ve samyelidir.

Karayel: Türkiye'ye kuzeybatıdan esen soğuk rüzgârlardır. Kışın kar yağışlarına, yazın sağanak yağışlara neden olur.

Poyraz: Kuzeydoğu yönlü eser. Kış mevsiminde soğuk ve kuru rüzgârlardır. Ayaz oluşturur. Yaz aylarında ise denizden geçerek geldiklerinden, Karadeniz kıyılarına yağış bırakır. Anadolu içlerinde ise serin ve kuru olarak eser.

Yıldız: Kuzeyden esen soğuk rüzgârdır. Genelde fırtına şeklinde eser. Karadeniz ve Marmara bölgelerinde etkili olur. Karadeniz kıyılarında serin ve nemlidir. İç Anadolu ve Akdeniz kıyılarında yazın sıcak ve kuru, kışın soğuk ve kuru eser.

Etezyen: Trakya'dan Ege Denizi'ne eser. Yazın sıcak kuru ve kışın soğuk kuru özellik kazanan yerel rüzgârdır.

Lodos: Güneybatıdan esen nemli ılık veya sıcak rüzgârdır. Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgelerinde etkili olurlar. Orta Akdeniz'de yüksek basınç, Karadeniz ya da Hazar Denizi'nde alçak basınç oluştuğu zaman ortaya çıkar.

Lodos rüzgârı genelde kurudur. Ancak sıcak olduğundan havadaki mutlak nem miktarını arttırır ve ardından yağışlar meydana gelebilir. Bu nedenle halk arasında lodosun gözü yaşlı deyişi kullanılır.

Lodos'un Özellikleri:

  • Denizden estiği için ılık ve nemlidir.
  • Menteşe Yöresi'ne ve Batı Toroslar'a yağış bırakır.
  • Anadolu'da kışın estiği zaman ayazı kırarak havayı yumuşatır.
  • Kışın estiklerinde kar erimelerine neden olurlar.

Samyeli (Keşişleme): Güneydoğudan esen sıcak ve kuru rüzgârdır. Yazın çok sıcak ve kuru estiğinden çöl rüzgârlarına benzer. Suriye Çölü'nden Anadolu'ya eser. Yazın Güneydoğu Anadolu'nun sıcaklık değerlerini arttırıcı etki yapar. Bu bölgede tarımda sulama ihtiyacını arttırır.

Samyeli buharlaşmayı arttırır, bitkiler üzerinde kavurucu etkiler yapar. Halkımız buna da sam vurdu der.

Kıble: Anadolu'da güneyden esen rüzgârdır. Karadeniz'de alçak basınç, Arabistan ve Mısır'da yüksek basınç oluştuğunda ortaya çıkar.

Fön: Yatay yönde hareket eden hava kütleleri, önlerine çıkan dağ yamaçları boyunca yükselir. Yükselen hava kütlesinin sıcaklığı, her 200 m'de ortalama 1°C azalır. Belirli bir yükseltiden sonra, içindeki nem yoğunlaşma sonucunda yağış olarak yere düşer. Yamacı aşan hava kütlesi yamaçta alçalırken her 100 m'de ortalama 1°C ısınır. Böylece ulaştığı yerde sıcaklığı arttırıcı etki yapar.

Fön Özellikleri:

  • Bu rüzgârlar kurutucu etki yapar. Yağış getirmez.
  • Kışın karların erimesine, çığ ve sel baskınlarına neden olurlar.
  • Yazın bitkilerin kurumasına yol açarlar.
  • Türkiye'de en fazla Doğu Karadeniz Dağları ve Toros Dağları'nda etkilidirler.
  • Yerel rüzgârlar içinde enlemle açıklanamayan tek rüzgâr türüdür. (Enlem - rüzgâr - sıcaklık ilişkisine uymaz)

3. Türkiye'de Nemlilik ve Yağış

Türkiye ikliminde göze çarpan diğer bir özellik de yöreler arasında nemlilik ve yağış bakımlarından büyük farklılıklar olmasıdır. Kıyı bölgelerinde bağıl nem oranı oldukça yüksektir. Buna karşın iç bölgelerde, özellikle yaz aylarında bağıl nem düşüktür. Ancak, asıl büyük fark yağışlarda görülür.

Türkiye'de çok nemli alanlar ile oldukça kurak alanları, birbirine yakın mesafelerde görmekteyiz. Doğu Karadeniz bölümünün kıyı şeridindeki yamaçlarda yıllık yağış miktarı fazladır. İç Anadolu'da Tuz Gölü'nün güneyi ile Doğu Anadolu'da Iğdır Ovası'nda ise yıllık ortalama yağışlar ancak oldukça azdır.

Yağışlar arasında bu farklılık, Türkiye'yi etkileyen hava kütleleri ile cephe sistemlerinin, gezici basınç merkezlerinin, rüzgâr yönleri ile dağ sıralarının uzanışı arasındaki ilişkinin, yer şekillerinin ve karasallığın etkileri altında ortaya çıkmıştır. Türkiye'de yıllık bağıl nemin en fazla olduğu yer Karadeniz kıyılarıdır. Bağıl nem oranı güneye gidildikçe azalır. Güneydoğu Anadolu'da en düşük değerlere ulaşır. İç Anadolu, bağıl nem düşük olduğu ikinci bölgedir. Bağıl nemin yaz mevsiminde oldukça azaldığı ve Güneydoğu Anadolu'da %5'in altına düştüğü görülmektedir. Bu nedenle Güneydoğu Anadolu kuraklığın en fazla olduğu bölgedir. Kış mevsiminde sıcaklığın düşmesine bağlı olarak bağıl nem oranında artış görülmektedir. Bu nedenle Türkiye'nin büyük bir kısmı en fazla yağışı, sıcaklık değerlerinin düştüğü kış mevsiminde alır.

Türkiye'de yağışın dağılışını incelediğimizde şu özellikler görülür:
Türkiye'de yağış dağılışı haritası ile yer şekilleri haritası karşılaştırıldığında, aralarında yakın bir ilişki bulunduğu görülmektedir.

En fazla yağış alan yerler En az yağış alan yerler
Rize - Hopa arasındaki kıyılar, Zonguldak - İnebolu arasındaki kıyılar, Antalya Körfezi kıyıları, Yıldız Dağları, Menteşe Yöresi, Hakkâri ve Hatay Tuz Gölü ve çevresi, Iğdır Ovası, Malatya Ovası, Çoruh Vadisi Kelkit Vadisi, Altınbaşak Ovası, Ceylanpınar Ovası

Yağışın mevsimlere dağılımı (yağış rejimi) bakımından bölgeler arasında önemli farklılıklar görülür. Karadeniz Bölgesiher mevsim yağışlıdır. Bunun dışında kalan bölgelerde kurak ve yağışlı dönemlere rastlanır. Kurak dönem genellikle yaza rastlarken, yağışlı dönem kışa rastlar.

3.1 Türkiye'de Oluşumlarına Göre Yağışlar

Konveksiyonel Yağışlar

Konveksiyonel Yağışlar

Nemli havanın ısınıp hızla yükselmesi sonucu meydana gelir. Bu sırada oluşan bulutlar troposferin üst kısmına kadar yükselirse dolu yağışı oluşur. Gök gürültülü ve sağanak yağışlar şeklinde görülen ve oraj yağışları denilen bu yağışlar, Ekvator'da yıl boyu, Orta kuşak karasal iklim bölgelerinde havanın ısınmaya başladığı ve ısındığı ilkbahar ve yaz mevsimlerinde görülür. Anadolu'da “Kırkikindi, bahar, nisan, ahmak ıslatan, yaz yağmurları” olarak bilinir. Türkiye'de ilkbahar ve yaz başlarında görülen konveksiyonel yağışlar, genellikle iç kesimlerde etkilidir.

Çoğu zaman sağanak yağmurlar şeklinde kendini gösteren bu tip yağışlara en fazla İç Anadolu (ilkbahar) ve Doğu Anadolu (yaz) bölgelerinde rastlanır. Ayrıca, bu tür konveksiyonel hareketler bazen de dolu biçimindeki yağışlara neden olur ki tarım alanlarında büyük zararlara yol açabilir.

Orografik Yağışlar

Orografik Yağışlar

Bu yağışlar daha çok, Toros Dağları'nın güney yamaçlarında; Kuzey Anadolu Dağları'nın kuzeye bakan yamaçları boyunca meydana gelir. Yaz mevsiminde, Karadeniz üzerindeki nemli ve serin hava kütlesi, iç kısımlara doğru hareket eder. Bunun sonucu olarak, (nemli ve serin hava kütlesinin yükselmesi ile) sis-bulut gibi yoğunlaşma ürünleri oluşarak yağışlar meydana gelir. Aynı durum, aksi yönde, Akdeniz üzerinden Toros Dağları'na doğru yönelen bir hava akımıda oluşturur. Nemli ve nispeten ılık-sıcak olan bu hava kütlelerinin Toros Dağları'nın yamaçları boyunca yükselmesi ile bazı günler, öğleden sonra orografik yağışlar meydana gelir. Ayrıca, İskenderun
Körfezi'nde Amanos Dağları'nın Akdeniz'e bakan batı yamaçları, Bolkar, Aladağlar ve Geyik Dağları'nın güneye bakan yamaçları yaz döneminde zaman zaman orografik yağış alır.

Cephesel Yağışlar

Cephesel Yağışlar

Sıcaklık ve soğuk hava kütlelerinin karşılaştıkları alanlarda bu zıt karekterdeki hava kütlelerini birbirlerinden ayıran sınıra cephe denir. Sıcak havanın soğuk havanın üzerine doğru yükselmesi ile oluşan yağışlara cephesel yağışlar adı verilir. Cephesel yağışlar özellikle Orta kuşakta etkilidirler. Türkiye matematik konumu gereği Orta kuşak ülkesidir. Türkiye'de kışın oluşan yağışların çoğu cephesel yağışlardır. Cephesel yağışların özellikleri, uzun süren ve çizelti şeklinde düşen yağışlar olmasıdır.

Balkanlar'dan Türkiye'nin Marmara ve Karadeniz bölgelerini etkiler ve yılın ilk yağışlarını bu bölgeler alır. Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerimiz, kış döneminde etkili olan cepheler sayesinde fazla yağış alır. Bu nedenle bu bölgelere kış mevsiminde düşen yağış miktarı, diğer mevsimlere nazaran fazladır. İlkbaharla birlikte cephe oluşumları kuzeye doğru çekilerek, Anadolu'nun batısı ve Akdeniz Bölgesi yaz boyunca kurak bir dönem geçirir.

  • Yazı Etiketleri :
  • Türkiye'de sıcaklık
  • Türkiye'de basınç ve rüzgarlar
  • Türkiye'de nem ve yağış
Türkiye'de akarsuların oluşturduğu yer şekilleri
Yazıyı Oku

Türkiye'de akarsuların oluşturduğu yer şekilleri

Türkiye'de buzulların oluşturduğu yer şekilleri
Yazıyı Oku

Türkiye'de buzulların oluşturduğu yer şekilleri

Türkiye'de rüzgarların oluşturduğu yer şekilleri
Yazıyı Oku

Türkiye'de rüzgarların oluşturduğu yer şekilleri

Türkiye'de dalga ve akıntıların oluşturduğu yer şekilleri
Yazıyı Oku

Türkiye'de dalga ve akıntıların oluşturduğu yer şekilleri

Türkiye'nin ovaları (oluşumlarına göre, bulundukları yere göre) ve genel özellikleri
Yazıyı Oku

Türkiye'nin ovaları (oluşumlarına göre, bulundukları yere göre) ve genel özellikleri

Türkiye'nin platoları (aşınım, tabaka düzlüğü, lav, karstik platolar)
Yazıyı Oku

Türkiye'nin platoları (aşınım, tabaka düzlüğü, lav, karstik platolar)

Menu