Dünya'daki su hareket eder ve biçim değiştirir (katı, sıvı ve gaz). Bitkiler, hayvanlar ve insanlar tarafından kullanılır. Hiçbir su molekülü dünya ve atmosferin dışına çıkamaz. Fakat devamlı olarak güneş ışınları, yoğunlaşma ve yer çekiminin etkisiyle katı, sıvı ve gaz haline dönüşebilir.

Yer üstü suları ( okyanuslar, denizler, akarsular, göller )

510 milyon km2 alan kaplayan Yerküre'nin 361 milyon km2 'sini okyanuslar ve denizler, 149 milyon km2 'sini karalar kaplamaktadır. Buna göre karaların Yerküre'ye oranı; % 29, denizler ve okyanusların oranı ise %71 'dir. Karalar ve okyanuslar yarım kürelere eşit dağılmamışlardır. Karaların büyük kısmı Kuzey Yarım Küre'de toplanmıştır. Bu nedenle Kuzey Yarım Küre'ye karalar yarım küresi de denilmektedir. Buna rağmen Kuzey Yarım Küre'de denizlerin kapladığı alan, karalara oranla daha fazladır. Kuzey Yarım Küre'de karaların ve denizlerin birbirine oranı incelendiğinde karaların %39, denizlerin %61 orana sahip olduğu görülmektedir. Güney Yarım Küre'de denizlerin hâkimiyeti daha fazla olduğundan; bu yarım küreye de denizler yarım küresi denilmektedir. Güney Yarım Küre'deki karalar ve denizlerin birbirine oranı incelendiğinde denizlerin %81 karaların % 19 'luk orana sahip olduğu görülmektedir.

A) OKYANUSLAR

Kıtalar arasında kalan çukurlukları doldurmuş çok büyük tuzlu su kütlelerine okyanus adı verilir. Yeryüzünde üç okyanus bulunmaktadır. Bunlar;

  • Büyük Okyanus
  • Atlas Okyanusu
  • Hint Okyanusu'dur.

Okyanuslar iklim sistemi açısından büyük önem taşır:

Ekvatora gelen enerjinin önemli bir kısmı okyanuslar tarafından kutuplara taşınır.

Hidrolojik döngü, yani suyun üç halinin iklim sistemi içerisindeki hareketi, iklimin ana elemanlardan biridir.

Hem su buharı hem de CO2 için okyanuslar büyük kaynaktır.

Okyanuslar iklim değişikliğinin etkilerinin görülmesini azaltmaktadır.

Okyanusun sadece en üst 100 metrelik kısmı dışarısı ile ısı alışverişinde bulunur, geri kalanı ısı transferine katılmaz. Bu sebepten de suyun sıcaklığı ilk birkaç yüz metrede hızla azalır, ama sonra neredeyse okyanusun dibine kadar fazla değişmez.

a) Büyük (Pasifik) Okyanus

Amerika ve Asya kıtaları arasında ve dünyanın en büyük okyanusudur. Neredeyse Atlas Okyanusu ve Hint Okyanusu'nun toplamı kadar yüz ölçümü vardır. En derin yeri 11.003 metre ile Mariana Çukuru olup burası aynı zamanda Dünya'daki en derin noktadır. Ayrıca Dünya'daki depremlerin %90 'ı ve büyük depremlerin ise %80 'i pasifik bölgesinde meydana gelmektedir.

b) Atlas (Atlantik) Okyanusu

Büyük Okyanus'tan sonraki en büyük ikinci okyanustur. Bir zamanlar tek parça olan ana kıtanın bölünmesiyle oluşmuş olup, Avrupa ve Afrika 'yı Amerika Kıtası 'ndan ayırır. Yeryüzünün beşte birlik alanını oluşturur. 3314 metre ortalama derinliği bulunan okyanusun en derin noktası Porto Riko Çukuru dur. Ayrıca dünyanın en uzun okyanus sıradağı olan Atlas Okyanusu sırtı burada bulunur.

c) Hint Okyanusu

Hindistan, Arabistan, Afrika ve Avustralya kara kütleleriyle çevrili olup, Dünya'nın üçüncü büyük okyanusudur. Dünya sularının beşte birini oluşturur.

B) DENİZLER

Deniz karalar arasına veya kenarına sokulmuş su kütleleridir. Dünyadaki denizlerin en büyüğü olan Güney Çin Denizi'dir. Diğer, denizler ise, Kuzey Buz Denizi, Antarktika Denizi, Antil Denizi, Ohotsk Denizi, Sarıdeniz, Japon Denizi, Akdeniz'dir.

Bir litre deniz suyunda erimiş halde bulunan madensel tuzların gram olarak ağırlığına tuzluluk oranı denir ve %o ile ifade eldir. Deniz suyunda çözünmüş olarak 75 tane element olduğu tespit edilmiştir. Okyanusun ağırlık olarak %3.5'u tuzdur. Sıcaklık gibi tuzluluk ta okyanus ve denizlerin değişmez özelliklerindendir.

Deniz suyunun birçok özellikleri tuzluluğa bağlı olarak değişir. Tuzluluk üzerinde buharlaşma, yağış miktarı, akarsu sayısı ve akım miktarı ile buzullaşma gibi etmenlerin rolü bulunmaktadır. Deniz suyunun buharlaşması tuzluluğunu artırır. Yağış miktarı arttıkça deniz suyunun tuzluluğu azalır.

Denize ulaşan akarsu sayısı ve akarsuyun taşıdığı su miktarı arttıkça, deniz suyunun tuzluluğu azalır. Deniz suyunun karalarda buzul olarak birikmesi ya da deniz suyunun donması tuzluluğu artırır. Kar ve buzul erimeleri ise tuzluluğu azaltır.

Deniz ve okyanusların tuzluluğu genel olarak Ekvator'dan kutuplara doğru gidildikçe azalır. Aynı zamanda büyük nehirlerin döküldüğü bölgelerde (Karadeniz ve Baltık Denizi gibi) de tuzluluk düşüktür. Buna karşın yüzey tuzluluğu yüksek olduğu bölgelerde (Akdeniz ve Kızıldeniz gibi) buharlaşma, yağıştan fazladır. Okyanus sularının yüzeyinde ki tuzluluk oranı binde 30 - 37 arasında değişirken, deniz sularının yüzeyindeki tuzluluk binde 1 ile 43 arasında değişir.

Deniz ve okyanus sularının kütlesel olarak yer değiştirmesine akıntı denir. Okyanus akıntılarına sebep olan bazı faktörler vardır. Bunların başında sürekli rüzgârlar gelmektedir. Bunun yanı sıra tuzluluk farkı, seviye farkı, gelgit olayı da akıntıları oluşumunda etkili omaktadır.

Okyanus akıntıları sıcaklık özelliklerine göre, sıcak okyanus akıntısı ve soğuk okyanus akıntısı olmak üzere ikiye ayrılır. Ekvator yönünden gelen okyanus akıntıları sıcak olup gittikleri yerlerin sıcaklık ve nem değerlerini arttırken, kutuplar yönünden gelen okyanus akıntıları ise soğuk karakterdedir. Bunlar ise gittikleri yerlerin sıcaklık değerlerini düşürücü ve kurutucu etki yaparlar.

Denizler ve okyanus arasındaki farklar :

  • Derinlik
  • Tuzluluk
  • Kapladıkları alan
  • Karalardan etkilenme ve karaları etkileme
  • Suyun hareketliliği

C) GÖLLER

Karalar üzerindeki çukur yerleri doldurmuş olan ve denizlerle doğrudan bağlantısı olmayan su kütlelerine göl denir. Göller yeryüzündeki tatlı suların % 87 'sini oluştururken, göllerin karalar üzerinde kapladığı alan sadece % 2 'dir. Yeryüzünde Antarktika kıtası dışında bütün kıtalarda az ya da çok göle rastlanmaktadır. Göller tek tek bulundukları gibi yan yana birden fazla da bulunabilirler. Göllerin yan yana bulundukları bölgelere göller yöresi ya da göller bölgesi denir.

Örneğin, Kuzey Amerika'da Superior, Erie, Ontario, Michigan ve Huron Gölleri, Doğu Afrika'da Victoria, Nyasa, Eduard, Tanganika ve Rudolf Gölleri ve Finlandiya'daki onbinlerce göl. Türkiye'de de Burdur, Eğirdir, Kovada gölleri göller yöresine örnek olarak verilebilir.

Dünya'da en fazla göle sahip ülke Finlandiya'dır. Bu ülkedeki göllerin bir çoğu buzul (sirk) gölüdür. Bu nedenle bu ülkeye "Göller Ülkesi" de denilmektedir.

Göllerin Özellikleri

Göllerin Büyüklüğü: Dünya üzerindeki göllerin büyüklükleri değişkendir. Hazar Gölü (Denizi), Dünya'nın en büyük gölüdür. Türkiye'de ise Van Gölü'dür.

Göllerin Derinliği: Göllerin yüz ölçümleri farklılık gösterir. Tektonik ve krater göllerinin derinlikleri genellikle fazladır.

Göllerin Beslenmesi: Göller; yağış suları, akarsular ve kaynaklar tarafından beslenir. Göllerin su seviyeleri beslenmeye bağlı olarak değişir. Bazı göller fazla sularını bir akarsu ile denize boşaltır. Bu akarsulara göl ayağı ya da gideğen denir. Göle su getiren akarsulara ise geleğen denir. Örneğin Manyas ve Ulubat göller bir akarsu ile sularını Marmara Denizi'ne boşaltır.

Göl Sularının Kimyasal Özelliği: Göller yer altı ve yer üstü suları ile yağışlar tarafından beslenmektedir. Göllerin suları tatlı, tuzlu, acı ve sodalı olabilir.

Göl Suyunun Sıcaklığı: Göl suyunun sıcaklığı, gölün bulunduğu enleme, iklim koşullarına ve mevsime göre değişir. Ayrıca gölün derinliği, gölün bulunduğu yükselti ve gölü besleyen sular da göl suyunun sıcaklığı üzerinde etkilidir. Gölün derinliği az ise yazın sıcak kışın ise soğuk olur.

Göl Suyunun Hareketliliği: Göl suyunun hareketliliği üç nedene bağlıdır:

  • Gölün beslenmesine ve havzadaki iklim koşullarına bağlı oluşan seviye farkı nedeniyle su seviyesinde değişiklik olur.
  • Göl yüzeyinde rüzgârlar etkisiyle dalgacıklar oluşur.
  • Göl yüzeyinin bir bölümündeki basınç değişmeleri alçalma ve yükselme şeklindeki ritmik hareketlere neden olur.

Ay ve Güneş'in çekim kuvvetlerinin etkisiyle göllerde gelgitler de oluşmaktadır.

D) AKARSULAR

Akarsu, belirli bir yatak içinde sürekli akan veya en az bir mevsim boyunca akış gösteren suya akarsu denir. Yeryüzünün şekillenmesinde en büyük paya sahip dış güçtür. Bir akarsuyun doğduğu, kaynaklarını aldığı yere kaynak, döküldüğü yani son bulduğu yere ağız denir. Kaynak ile ağız arasında kalan, akarsuyun eğim doğrultusunda içinde aktığı oluğa yatağı denir. Yatağından sürekli olarak su akıtan akarsuya daimi akarsu, yatağında yılın belli bir döneminde kuruyan akarsuya ise mevsimlik akarsu denir.

Akarsu yatağı üçe ayrılır. Kaynaklarını aldığı yani doğduğu bölümdeki yatağına yukarı yatak, son bulduğu bölümdeki yatağına aşağı yatak ve yukarı yatağı ile aşağı yatağı arasında kalan yatak bölümüne de orta yatak denir.

Akarsular küçükten büyüğe doğru dere, çay ve ırmak (nehir) şeklinde sıralanır.

Bir akarsuyun kollarıyla birlikte sularını topladığı bölgeye akarsu havzası adı verilir.

Akarsu havzası ikiye ayrılır:

Sularını denizlere kadar ulaştırabilen akarsu havzalarına açık havza, sularını denizlere kadar ulaştıramayıp kuruyan veya göle dökülüp kalan akarsu havzalarına ise kapalı havza denir.

Yağışların azlığı, buharlaşmanın ve zemine sızmanın fazlalığı, yer şekillerinin engebelilik özellikleri akışı engellemesi nedeniyle kapalı havza oluşumunda etkili olurlar. Genelde kapalı havzadaki sular zeminin yapısına bağlı olarak acı, kireçli, tuzlu veya sodalı olur.

Komşu iki akarsu havzasını birbirinden ayıran doğal sınıra su bölümü çizgisi denir.

Genelde dağların zirve noktaları birleştirilerek bulunabileceği gibi, çoğunlukla da sırtlardan geçer. Karstik ve bataklık alanlarından geçtiği zaman bu çizgi belirsizleşir. Su bölümü çizgisi kapma olaylarından dolayı genelde her zaman aynı yerden geçmez. Akarsu aşındırmasının etkisiyle yer değiştirebilir.

Bir akarsuyun yatağındaki en derin noktaya talveg adı verilir. Talveg noktalarının birleştirilmesiyle oluşturulan çizgiye talveg çizgisi denir. Talveg, akarsu yatağının eğimine göre, yatak içerisinde sağa ve sola doğru yer değiştirir. Akarsu yatağında en hızlı akışa sahip noktaların birleştirilmesiyle akarsuyun hız çizgisi elde edilir. Eğimin fazla olduğu yerlerde bu çizgi düz, eğimin az olduğu yerlerde ise büklümlüdür.

Akarsuyun yatağının herhangi bir kesitinden birim zamanda geçen su miktarına (m3/sn) akım veya debi denir. Akarsuyun akımı yıl içerisinde değişebileceği gibi bir akarsu yatağı boyunca bile farklılık gösterebilir. Akarsuyun debisini etkileyen faktörler şunlardır;

  1. Akarsu yatağının eğim derecesi
  2. Zeminin geçirimlilik özelliği
  3. Akarsu yatağının çevresindeki bitki örtüsü
  4. Akarsu havzasının iklim özellikleri (sıcaklık ve yağış durumu)
  5. Akarsu havzasının büyüklüğü
  6. Akarsu havzasındaki yer altı suları ve kaynaklar
  7. Akarsu yatağının genişliği
  • Yazı Etiketleri :
  • okyanuslar
  • denizler
  • akarsular
  • göller
  • yer üstü suları
Geçmişten günümüze ekonomik faaliyetlerin sınıflandırılması
Yazıyı Oku

Geçmişten günümüze ekonomik faaliyetlerin sınıflandırılması

Geçmişten günümüze geçim kaynakları
Yazıyı Oku

Geçmişten günümüze geçim kaynakları

Türkiye'de görülen başlıca toprak tipleri
Yazıyı Oku

Türkiye'de görülen başlıca toprak tipleri

Göçün mekansal etkileri ve sonuçları
Yazıyı Oku

Göçün mekansal etkileri ve sonuçları

Göç türleri (iç ve dış göçler), geçmişten günümüze göç hikayeleri
Yazıyı Oku

Göç türleri (iç ve dış göçler), geçmişten günümüze göç hikayeleri

İnsanlar neden göç eder ? Göçlerin nedenleri, itici ve çekici faktörler
Yazıyı Oku

İnsanlar neden göç eder ? Göçlerin nedenleri, itici ve çekici faktörler

Menu